|
|
MOSKOVA YAZILARI
Her tatil kısadır. Benim tatil de ne kadar uzarsa uzasın elbet kısa gelecekti ki öyle de oldu zaten. Şimdi yine Moskova’dayım, evimdeyim. Eve dönüşün ilk yorgunluğunu atıp alışma sürecini geri bıraktıktan sonra, Moskova yine gözüme güzel görünmeye başladı doğrusu. Fakat ne yalan söyleyim bu yaz aklım geride kalmadı değil. En azından havalar iyi diye kendimi avutsam da, denizin güneşin tadını biraz daha çıkarabilmek isterdim. |
|
Devamını oku...
|
|
Dünyanın en güzel üçlemelerinden birisidir “Deniz-kum ve güneş”. Her yıl bunu düşünür, bu tatilin hayali ile çalışır sayısız insan. İşte bir tatilin daha ortasındayım, hiç de çıkasım yok doğrusu. Ruslar’ın akın akın ülkemizin güney sahillerini inmesini de çok iyi anlıyorum. Güzel bizim ülkemiz özellikle de yaz aylarında Moskova’da hava yağmurlu ve soğukken, güneşe karşı güneşlenmek gibisi yok doğrusu güneyde... |
|
Devamını oku...
|
|
İşte yine Ankara’dayım... On yıldır her altı ayda bir olduğu gibi.. insan ne derse desin yaşadığı yerin koşullarına, en azından bir kısmına çok alışıyor. Hatta kendi ülkende eskiden alışık olduğun pek çok şeye yabancı bile kalıyorsun. Bazıları rahatsız bile ediyor... |
|
Devamını oku...
|
|
Bir süre önce Moskovalife sayfalarından Detski Mir’in bir süreliğine kapanacağı haberi verilmişti. Moskova’daki her eski bina gibi bu binanın da yenilenmeye ihtiyacı olduğu her halinden belliydi. Hatta kapanmadan önce büyük de bir indirim yaptı, bizler de nasibimizi aldık. Detski Mir ben Moskova’ya geldiğimden beri ikinci adresim gibi olmuştu. Ama sadece çocuklar için değil kendim için de gezmesi doyulmaz bir yerdi. Ne yazık ki Detski Mir kapandı, açılacak ama asla hiçbirşey eskisi gibi olmayacak... |
|
Devamını oku...
|
|
Moskova’da turist sezonu açıldı ve birçok ülkeden olduğu gibi Türkiye’den de gelen turları sıkça turistik mekanlarda görmek mümkün. Müzeler, galeriler, tarihi yapılar, nehir, parklar-bahçeler, malum Moskova’da gezilebilecek sayısız yer var. Moskova’nın bir diğer özelliği ise, buradan alınabilecek çok sayıda hediyeliğin de bulunması. Siz de Moskova dönüşü eşinize, dostunuza hediye götürmeyi düşünüyorsanız, işte size hediyelik alternatifleri... Zevkinize uygun olanları seçerken onlar hakkında da biraz bilgi edinin. |
|
Devamını oku...
|
|
Kendi el emeğinizle yaptığınız şeyleri giymenin yada takmanın tadı ayrıdır.Hem sadece sizde olur, size özgüdür.Hem de piyasadan alabileceğiniz fiyatın çok altında bir maliyete çıkmış olacaktır.. |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye yana yana kavruldu. Ormanlar heba oldu, barajlar kurudu, herkes sıcaktan şikayetçi, su yok. Biz de burada balık olacağız yakında. Neden? Yağmurdan. Ben sıcak istiyorum, kavrulmak istiyorum, sandaletlerimi ve askılı kıyafetlerimi bugün ya yağarsa korkusu olmadan giymek istiyorum. En iyisi Türkiye’deki arkadaşlarıma hediye olarak bir parça yağmur bulutu, bir kavanoz da serin hava götüreyim. Görünen o ki onları matruşka ya da benzer hediyeliklerden daha mutlu edecek bu... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Seden’den kıskandım galiba, tarif vermeye kararlıyım bu yazıda. Ama Moskova’daki Türklere kurtarıcı mahiyetinde bir tarif...
Moskova’da yaşayanlar bilir, Moskova’da Türkiye’deki gibi incecik açılmış yufkalar bulunmaz, ya Türkiye’den gelirken valizin köşesine sıkıştırılıp götürülür ya da benim bir zamanlar yaptığım gibi yufkalar Türkiye’de börek haline getirilip o şekilde taşınır. |
|
Devamını oku...
|
|
Moskova'da gezerken gittiğim yerlerde bana değişik ve güzel gelen ne bulursam topluyorum.Türkiye’ye gittikçe de eşe dosta hediye ediyorum. |
|
Devamını oku...
|
|
Geçenlerde bir akşam saat 19:00 civarı evimin kapısı çalındı, baktım karşı komşum utangaç utangaç , "Ya kusura bakmayın markete gittim, domates almayı unutmuşum, varsa 3 tane rica edecektim" dedi… Aynı komşum "Aman saat kaç olursa olsun ilaç vs cocuk için ne gerekirse aman kapımı çalın, benim evim ecza dolabı gibi, pirpirikliyim ben bu konuda, sakın çekinmeyin" demeyi de ihmal etmedi. |
|
Devamını oku...
|
|
Çok uzun bir zaman olmadı aslında benim takı telleri ile olan arkadaşlığım ama çok sevdim tellerle yaptığım takılarımı..Malum Türkiye’den uzakta olduğum için , takı malzemeleri satan yerleri sık ziyaret edemiyorum.Burada da ne yazık ki çeşit fazla değil, gittikçe alıyorum yanımda getiriyorum. Takı yapımı ile çok uzun zamandan beri uğraşıyorum. Benim için bir hobi. Hatta bir ara ablamın kaldığı yurda göndermiştim yaptıklarımı , uygun fiyatlara satmıştı benim için, malzemeler o zamanlar çok ucuz olduğundan iyi para kazanmıştım.. |
|
Devamını oku...
|
|
Tamam, kabul ediyorum. Ben de bazen bu kart çılgınlığına kapılıyorum. Hatta cüzdanım kartların kalınlığından artık kapanmaz oldu ve yeni kartları nerelere sıkıştıracağımı bilemiyorum. Bu Moskova’da genel bir hastalık mı yoksa sadece biz Türk bayanlarında mı var bilemiyorum ama bazen çok işe yaradığını da itiraf etmem gerek. Keşke tek bir kart olsa ve tüm mağazalarda geçse diyorum bazen içimden, bizi şu kart taşıma zahmetinden kurtarsalar... |
|
Devamını oku...
|
|
|
İnternet günlüğü olarak adlandırılan “blog”larda gezmeye devam ediyoruz ve yine Moskova’dan yazan bir blog yazarı ile karşılaşıyoruz. Merail Moskova’da yaşayan bir internet günlükçüsü. Bakalım Merail’in günlüğünde neler var? Merail yemek yapmayı seviyor gibi. Bugün menüde “Karidesli Avakado Salata var”. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Moskova ister bir yıllığına ister 10 yıllığına gelmiş olun, her insanın içinde farklı anıları ile iz bırakıyor. Işte bu dostlarımzdan birisi olan Çiğdem Engür de, 2 yıllık Moskova yaşamında hayatında yer eden Moskova anıları ile birlikte bizimle. Çiğdem hanım bundan sonra paylaştığı anıları ve yazıları ile hem Moskova’yı anlatacak, hem de “Kıssadan hisse” çıkarmamızı sağlayacak…
Moskovada 1. yılımızı bitirmişiz, eşimle İstanbul- Moskova arasında mekik dokuduğumuz bir yıl. O kadar ki en cok 2 ay kalabilmişiz Moskova’da, sürekli yollardayız. Yine bu İstanbul’a gidiş günlerinden birisi, THY’nin akşam uçağına biletlerimiz hazır, eşim her zamanki gibi 2-3 saat içinde olsa işe gitmiş, ben de arkadaşlarıma bir uğrayayım demişim. Araba kullanmaya başlayalı da,yanıma adamlar, kadınlar verilmeden dışarıya çıkmaya da yeni başlamışım, tedirginim yani bolcana. Bu kadar korumalı başlamak mı Moskova’ya doğru olan yoksa ilk günden sokaklara yalnız çıkmak mı bilmiyorum ama bu başka bir yazının konusu. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Genelde eş durumdan Moskova’ya gelen bayanlar işlerini güçlerini bırakıp geliyorlar. Burada da çok fazla olanak çıkmıyor çalışabilmek için... Ben çalışmak isteyip de çalışan şanslı azınlıktanım! Ama cumartesi günleri hobilerime vakit ayırmaya çalışıyorum çoğunlukla... Sizler de "Evde vakit geçmiyor" diyorsanız, belki yaptığım takıları deneyip günlerinizi zevkli bir şekilde geçirebilirsiniz... |
|
Devamını oku...
|
|
12 Haziran'dan itibaren dört günlük tatil başladı. Tatilin adı “Rusya Günü” yoksa “Bağımsızlık Günü” ya da “Rusya Federasyonu Egemenlik İlan Günü” müydü? İlk defa 1991 yılında “Bağımsızlık Günü” adıyla kutlanan 12 Haziran sonra iki defa isim değişikliğine uğradı. 2001 yılında Putin son kararı vermiş olacak ki adı “Rusya Günü” olarak kaldı. Görünen o ki halkın çoğu için 4 günlük daça kaçamağı ya da kısa süreli bir tatil fırsatı sayılan bir gün. |
|
Devamını oku...
|
|
Yıllar önce Moskova’da yaşayan Kırım asıllı bir arkadaşım vardı. O dönemler dostluklar sanırım bir başkaydı ama bahsedeceğim konu bu değil. Ben ısrarla Emine’ye Rus mutfağı hakkında sorular sorardım ama bir türlü Rus mutfağında kendime uygun lezzetleri bulamazdım. Meğer zaten çok fazla da bir seçenek yokmuş ama şu bir gerçek ki Rus mutfağının vazgeçilmezi salatalar. Emine bize bir salata yapardı, yemek yesek bu kadar tatmin olamazdık heralde. Aslında onun salatalarında sanırım biraz da doğaçlama vardı. Rus salatalarını ya da Kırım’a özgü yemekleri kendine göre uyarlardı. Emine, hani şu “eli lezzetli” dediğimiz nadir arkadaşlarımızdan biriydi, kulakları çınlasın. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bugün MoskovaLife.Com için yazıp çizen arkadaşlarımızın arasına bir isim daha katıldı. Kendi blog’u ile internette çalakalem yazan, özellikle de takı konusunda inanılmaz güzelliklere imza atan Serpil Haydin sizlere "Merhaba" diyor. O da ‘eş durumundan’ Moskovalı olan Türklerden. İlk yazısıyla başlıyor. Ve Moskova’yı sevmek için sürekli nedenler ararken, Moskova’nın karşısına çıkardığı zorluklara, bahanelere değinerek girizgah yapıyor. Söz, onun: |
|
Devamını oku...
|
|
Kimler geldi kimler geçti Moskova’dan? Her yıl gidenler oldu, yerine gelenler oldu, bazen gidenler geri geldi. Bu gel-gitler artık hayatımızın parçası oldu. Kimin hayatının mı? Yıllardır Moskova’yı teredemeyenlerin. Dün akşam fark ettim ki uzun süredir Moskova’da yaşayan dostlar bir araya geldiğinde en çok konuşulan konuların başında, Moskova’daki anıları geliyor. “Ne günlerdi onlar” diye başlayan hoş anılar sofraları renklendiriyor. Aslında düşününce bu hikayelerden alınacak pek çok da ders var. “Anılarda Moskova” bu hikayelerden oluşacak. Sizler de hatırladığınız güzel, ilginç, kötü ama unutulmaz anılarınızı bizimle paylaşın. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Nazım Hikmet’i andık bir avuç insan...
Nazım Hikmet’i andık, kimler kimler yoktu ki... Sahi, kimler kimler yoktu? 45. ölüm yıl dönümünde memleket şairimiz Nazım Hikmet’i bir kez daha andık. Rus Türk Araştırma Merkezi’nin (RUTAM) hazırladığı anma töreni ve gece gerçekten unutulmaz oldu. Ben ise, günü daha Moskova sayfalarında unutulmazlara kaydettim. Şimdiye kadar kimler geldi kimler geçti Nazım’ın mezarı başından, kaç ünlü isim Nazım’ın mezarı başında fotoğraflara dahil oldu... Her geçen sene bir öncesini aratmayan programlar bunlar. Ama nedeni bilinmez sayımız bir türlü artmıyor, sanki olması gerektiği kadar olamıyor. Belki günlük telaşlara fazla dalmışız, belki hayattaki önceliklerimiz değişmiş, belki de sadece... Neden ne olursa olsun, eski yüzler yoklar, yeniler de yeteri kadar çok değiller gibi sanki... |
|
Devamını oku...
|
|
Bir Eurovision da böyle geçti. Sanırım yurtdışında yaşayınca bu tür aktivitelere daha fazla önem vererek farklı anlamlar yükleniyor. Televoting sistemiyle biz yurtdışında yaşayan Türkler’e daha fazla görev düşüyor diye hepimiz telefonlara sarılıp mesajlar gönderiyoruz. Oysa hatırlıyorum da Türkiye’deyken oturup saatlerce Eurovision’u izlemezdim, ya ertesi gün haberlerden ya da yarışmanın sonunda sadece sonuçları öğrenmek için bakardım. Tabi bu tek kanallı dönemden sonrası için geçerli bir durum. Hayatımızda sadece TRT’nin olduğu yıllarda elimizde kağıt kalem kendi başımıza puanlama bile yapardık. Ve kendimizce yarışmanın birincisini seçerdik. Türkiye’de özel televizyonların çoğalmasıyla Eurovision da eski popülaritesini kaybederek sonuçlarını gazetelerden okuduğumuz bir yarışma haline gelmişti, ta ki Sertap Erener’le birinciliği tadana kadar. Bu heyecanı yaşama sırası şimdi Rusya’da. |
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 1 - 41 Toplam: 126 |
|
|