|
|
MOSKOVA YAZILARI
|
Her zaman güler yüzle sınıfa giren Rusça hocamızın, bugün suratında anlam veremediğimiz hüzünlü ve düşünceli bir ifade vardı. Kendisini derse konsantre ederek hemen konuya girmeye çalıştı; ama kafası başka yerdeydi. Gözleri dolu dolu olmaya başlamıştı. Ve sonunda dayanamayarak “modernleşme buysa olmaz olsun” cümlesi titreyerek dudaklarından dökülüverdi. Hikayenin bundan sonrasını onun ağzından dinleyelim: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Herhalde merak edenler olmuştur. "Bir kampanya başlamıştı, kullanmadığımız oyuncakları, çocuk giysilerini toplayıp Moskova'daki kimsesizlere verecektik, ne oldu?" diye... Aradan iki haftadan fazla zaman geçti ve hem kişisel olarak hem de elektronik posta aracılığı ile katılımlar başladı bile. Ama itiraf etmeliyiz ki ilgi, henüz beklediğimiz boyutlarda değil. Yine de bazı ilginç notlar var: |
|
Devamını oku...
|
|
Kadın ayrıcalıklı bir varlıktır sanki. Yumuşaklığı, şefkati, analık duygusunu, özveriyi, sadakati ve güzelliği içinde barındırır; ama sevdiğinin, çocuğunun, ailesinin kılına bir zarar geldiğinde de kaplan kesilecek kadar cesaretli, hırçın ve gözü pektir kadın. Evde, evi çekip çeviren, yemek pişiren, çocuğa bakan; işte, patronuyla dişe diş verilen emirleri yerine getiren; sokakta ise, laf atılan bir varlıktır kadın. |
|
Devamını oku...
|
|
Evet, bir 8 Mart daha geldi çattı. Yani geldi çattı derken kötü anlamda söylemiyorum, yanlış anlamayın. Ne de olsa ben de bir bayanım, böyle bir günün dünya kadınlarına verilmesi gururumu okşuyor. 40 bin işçi... Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin kadın işçi, bundan 150 yıl önce New York’da insanlık dışı çalışma koşulları ve düşük ücrete hayır diyor, greve kalkışıyor. Sonuç, polisle çatışma, saldırı sırasındaki yangın ve 129 işçi ölü. Cenaze töreninde yüzbini aşkın insan... Bu kadınlar hakettiler bu günü, çünkü bileklerinin gücüyle söke söke aldılar haklarını. |
|
Devamını oku...
|
|
|
"Dövme" ya da "tatoo" aslında bir moda değil. Her zaman vardı ve galiba her zaman olacak. Yazarımız Seden Sezer, sizler için hem dövmenin tarihini araştırdı, hem de Moskova'nın "dövme haritası"nı çıkardı. Silinmesi özel operasyon gerektiren ve zahmetli bir iş olan dövmeyi, hayatınız boyunca üzerinizde aynı deseni taşımayı göz alıyorsanız ya da kolay çıkan "popüler" dövmelerden istiyorsanız adresler hazır. İşte Sezer'in yazısı: |
|
Devamını oku...
|
|
|
MoskovaLife.Com 7’nci ayını geride bıraktı. Aldığımız tepkiler farklı. Çoğunluk, “Ne güzel bir hizmet veriyorsunuz. Sayenizde Moskova’daki hayatımız renklendi, özellikle hafta sonu ailecek nereye gideceğimize sitenize bakıp karar veriyoruz. Yaptığınız iş Moskova’daki Türk toplumu için mükemmel bir hizmet” diyor. Kimileri, “TürkRus.Com’daki havayı henüz yakalayamadınız, Moskovalife.Com’a tam alışamadım” diye eleştiriyor. Ama hemen herkes birşeyi pas geçiyor: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Bu yazı, bir Moskova nostaljisi. Moskova’da demek artık bir ‘tarihimiz’ var ki, ‘nostaljimiz’ de olabiliyor... Ama ondan da öte, Moskova’daki Türk camiasının sahip olduğu güzel bir geleneğin yok olup gitmesinden, ortamın bozulmasından hepimizin suçu olduğunu anlatan bir itiraf bu... En çok Fenerbahçelilerin ve Galatasaraylıların okuyup günah çıkarması umuduyla yazıldı. Bir zamanlar bir “Ağaç Ev” vardı Moskova’da, bilen bilir... İşte o ağaç evin küllerinden dirilen düşünceler, yakınmalar ve serzenişler. Moskova’daki Türkler için bir nevi ağıt... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Geçen hafta ilkini yayınladığımız Moskova’daki konstrüvist akım doğrultusunda inşa edilmiş modern binalardan bu hafta sizlere tanıtmak istediğimiz bina Melnikov’un Evi. Amerikan Newsweek Dergisinin Nisan 2006 sayısında global ısınma, doğal afetler, terörizm, ilgisizlik ve benzeri nedenlerden ötürü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan Dünya'nın 100 harikasının içinde bulunan Melnikov Evi ölmeden önce görülmesi gereken 100 yerden biri olarak tanıtılıyor dergide. Derginin listesinde Türkiye'den de Ayasofya Camii ve Aphrodisias Antik Kenti bulunuyor. |
|
Devamını oku...
|
|
Dün bu sayfada Suat Taşpınar'ın "Moskova'daki Türkler, çocuklarımızın artık oynamadıkları oyuncakları, giymedikleri elbiseleri toplayalım, kimsesiz çocuklara armağan edelim" çağrısında adres gösterdiği Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu'ndan "yıldırım cevap" geldi. Dermeğin başkanı ve MoskovaLife.Com yazarı Seden Sezer, teklifi hemen projeye çevirdi ve kolları sıvadı. İşte Sezer'in yazısı ve kampanyanın ayrıntıları. Bu konuyu konuşmaya devam edeceğiz. |
|
Devamını oku...
|
|
|
MoskovaLife.Com yazarları arasına, Moskova'da yaşayan Türklerin çok yakından tanıdığı yeni bir isim daha katıldı: Seden Sezer. Aynı zamanda Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu'nun (MTKO) başkanı olan Seden Sezer, sitemize yazacağı yazılarla Moskova keşiflerinizi daha keyifli hale getirecek. İlk yazısında, "Bir lokma Metro alır mıydınız?" diye soruyor ve Moskova metrosunun içindeki bir lezzet durağını sizlere tanıtıyor. İşte Sezer'in ilk yazısı: |
|
Devamını oku...
|
|
Pazartesi günü "Meloş'a Mektuplar" başlıklı köşe yazısında, IWC Kermesi ile ilgili yazılanlar, çok sayıda okurumuzdan tepki topladı. Kermese emek veren arkadaşların da alındıklarını duyduk. Yazıda, kermeste Türkiye'nin katılımının "zayıf kaldığı", geçen yılın daha başarılı olduğu gibi eleştiriler vardı. Ancak sevgili yazarımızın bu yazdıklarında hiçbir kasıt unsuru olmadığını adımız gibi bilsek de, harcanan o kadar emeği görmezden gelip eleştiriler yapmasına, yazıyı tekrar okuyunca biz de üzüldük. Yazarın görüşü kendini bağlar; ama MoskovaLife.Com yazı işleri olarak bir haksızlığı yine de gidermek istiyoruz: |
|
Devamını oku...
|
|
|
"Meloş'a Mektuplar"ı, TürkRus.Com'un sürekli okurları sanırız gülümseyerek hatırlayacaklardır. Moskova'daki hayatın perde arkasını, cemiyetten dedikoduları, içimizdeki ünlü simaların hayatlarındaki değişiklikleri, Rusya'ya gelenleri gidenleri, hep sıcağı sıcağına "Meloş'a Mektuplar" köşesinde okumaya alışmıştınız. Ortalıktan kaybolan "Meçhul Yazar", MoskovaLife.Com ile tekrar aramızda. Hem son havadisleri aktarıyor, hem de TürkRus.Com'daki işine neden son verildiğini açıkça anlatıyor: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Suat Taşpınar'ın yazısı: Manej Meydanı, saat 23.25... Kremlin'in kızıl tuğlalı kulesinin dibinde, kalabalığa uzanmış yorgun, titrek bir el. Güngörmüşlüğün vakur ışıltısını donuk gözbebeklerine gizleyen bir kadın. Avucunun içinde 1 ruble, dileniyor. Ara sıra, kulenin tepesinde kan lekesi gibi duran kızıl yıldıza bakıyor. Henüz 'çift başlı kartal'la değiştirilmemiş eski yadigâra... Geçmişi yâd etmek için hayli nedeni olmalı. Sahi, dileneceği kimin aklına gelirdi ki? |
|
Devamını oku...
|
|
|
Suat Taşpınar Radikal'de yazdı: "Saatler yalan söylüyor... "Gündüzün 3'ü" diyor, akreple yelkovan... Oysa tam da o anda, karanlık pelerinini örtmeye başlıyor artık Moskova. Gogol Bulvarı'nda sokak lambaları ve otomobil farları cırcır böcekleri misali. Akşam erken iniyor kuzey iklimlerinde. Şehir büyük bir uğultuyla üstümüze çöküyor. Gürültüsü, kiri, pası, yalanı, dolanıyla... Güneşsiziz. Nefessiziz. Işıksızız. Tutunacak dalımız yok. Şairler ve şiirler dolaşıyor etrafımızda. Yaramıza tuz basan birkaç İsmet Özel dizesinden ötesi manasız... |
|
Devamını oku...
|
|
|
Zaman gazetesi yazarı Fikri Türkel, Moskova izlenimlerini yazdı. Türkel, "Moskova izlenimlerime trafikle başlamakta haklıyım. En derin iz bırakan nokta bu oldu. Dört saat önce havaalanına hareket etmemize rağmen uçağı kaçırma noktasına getirdi. Yolunu bilmem, dilini bilmem, âdedini bilmem bir gurbet elde, geniş uzun yolların sıkışıklığında kalmayı ancak yaşayanlar bilir" diyor! İşte o yazı: |
|
Devamını oku...
|
|
|
Ali Bulaç, Zaman'da yazdı: Moskova güzel bir şehir. Bazı bakımlardan İstanbul'a benziyor, mesela iki şehrin sabit ve hareketli nüfusları birbirine yakın. Birçok bakımdan da İstanbul, Moskova'nın gerisinde. Düzenli, planlı, temiz ve bakımlı bir şehir. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Gila BENMAYOR (Hürriyet) - Moskova'da şimdi en fazla dikkat çeken Las Vegas'vari ışıklandırmalar, lüks butikler. Şehrin ışıltısı ‘yeni zenginler'inden geliyor. Kremlin Meydanı'nda, Sovyet döneminin neredeyse tek ismi Gum Mağazaları'nın günün birinde Prada'ya, Chanel'e, Armani'ye dönüşeceğini kim tahmin edebilirdi. Nadia'nın ballandıra ballandıra anlattığı, 18. ve 19 yüzyıl Rus aristokratlarının malikaneleri de kafe ve işyeri olmuş. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Akşam gazetesinden Çağatay Şahin Moskova'yı gezdi, kaleme aldı: "Metroda, otobüste, banklarda... Her yerde sayfaları çeviren parmaklar var. Bir bardak votka için kapısını çaldığı komşusu belki de dünyaca ünlü bir yazar. Ucuz kitaplar, sıradan hayatlar beraberce kaçıyorlar bu şehirden. Ellerine hiç kalem alıp kitap yazmamışlar belki, ama hepsinin de ruhunda sessizce gezinen bir yazar var. Burası Moskova. En kültürlü fakirlerin, sayfaları yazılmamış kitapların şehri... |
|
Devamını oku...
|
|
Nevval Sevindi (Zaman Gazetesi) Rusya'daki kültür ve dil birliğinin, Rus entelektüel, dinsel ve politik yaşamın merkezi olarak Moskova'nın çok büyük bir önemi var. Rusya'nın fiziksel altyapısı (demiryolları, boru hatları, telekomünikasyon, medya, hava limanları) büyük ölçüde Moskova ve çevresinde yoğunlaşmış. |
|
Devamını oku...
|
|
|
Hakan Aksay (Akşam gazetesi arşivi): Bugün Pazar. Moskova'dasınız. Ve işiniz falan da yok. Pastırma yazının belki son günü. Karar verdiniz, kent merkezinde bir gezinti yapacaksınız. |
|
Devamını oku...
|
|
|
HASAN CEMAL'in yazısı: Moskova - Metropol Oteli'nin yemek salonu... Tarihle flört edercesine bir duyğu... ihtilal sonrası, 1918-1919'da İşçi-Köylü Soviyeti bu salonda toplanırmış. Lenin kaç kez şu balkondan konuşma yapmış işçi, köylü temsilcilerine... |
|
Devamını oku...
|
|
| | << Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Sona Git >>
| | Sonuçlar 124 - 145 Toplam: 145 |
|
|