|
Mevsimler insanı ne kadar da etkiliyor değil mi? Caddelerin bütününe bakınca giyisilerdeki renk cümbüşü dikkat çekiyor. İnsanlar, yeşili, pembesi, sarısı, beyazı, kırmızısı, moru, eflatunu ve daha nicesiyle yaz çiçekleri kadar renkli. Bu fiziksel parlaklık ruhlara da yansımış. Herkes biraz daha mutlu ve daha da özgür sanki. Güneşli günler içimizi kıpırdattıkça, gözümüz hep, yemek yiyecek, soğuk içeceğimizi yudumlayacak, sohbet edecek açık mekanlar arıyor. Bilge Çetinkaya Sahutoğlu’nun yazısı:
Yayaların telaşları azalmış, yürüyüş tempoları yavaşlamış. Havanın, güneşin, doğanın keyfini çıkarırcasına aheste aheste yapılan gezintiler artmış. İş stresi ve yaşam koşturmacasında tempo birazcık da olsa düşmüş ve bu güzel yaz mevsimi insanlara tatlı bir sarhoşluk vermiş gibi. Güneşli günler içimizi kıpırdattıkça, gözümüz hep, yemek yiyecek, soğuk içeceğimizi yudumlayacak, sohbet edecek açık mekanlar arıyor. Yarı açık mekanlar da diyebiliriz. Ani yaz yağmurları pek de fırsat vermiyor çünkü tedbirsizlige… Her zaman yürüdüğümüz Sadova Caddesi’nde ilerlerken, kaldırım kenarındaki dükkan, bar, oyun salonu vesaire sıralamasında, daha önce görmediğimiz, bizi içeri davet eden, ışıltılı bir manzara ile karşılaştık. Bir yaz kafesi olan Café Leto’nun girişiydi, cazibesiyle bizi başka bir dünyaya davet edercesine önümüzde duran. Hiç düşünmeden içeri girdik. Ortamın renkleri ve pozitif uyumu o kadar rahatlatıcıydı ki daha da içeri geçtiğimizde, tavandan sarkan bembeyaz satenler arasında, bir çadır görünümü verilmiş mekanda, beyaz perdeler, yüksek abajurlar ve masa üstü fenerlerden yansıyan ışıltılar arasında kendimi, harika bir diyarın kapısını açmış olan küçük Alice gibi hissettim. Konforlu sandalyelere oturduğumuzda, trafiğin hiç durmayacak gibi aktığı Sadova Caddesi’nin kenarında değil de, Moskova’dan çok uzaklardakı egzotik bir ülkenin, çevresi çiçek saksılarıyla süslenmiş egzotik bahçesinde keyif yapıyorduk. İnsan biraz da hayal gücünü kullansa yoldan gelen hafif trafik uğultusunu bile kıyılara vuran dalga seslerine çevirebilir, çünkü Café Leto’nun ortamı hayal gücünüzü ister istemez fişekleyecek kadar etkileyici. Fiyatların Moskova standartlarına göre normal Türkiye standartlarına göre biraz pahalı sayılabileceği, mayıs ayında açılmış ve ekime kadar konuklarını ağırlayacak olan bir yaz mekanı. Yağmura ve muhtemel akşam serinliğine karşı önlemler alınmış. Büyük bir gazlı soba her ihtimale karşı mevcut ve kafe açılır kapanır şeffaf bir dökum malzeme ile çevrilmiş. Daha önce Organik Restoran olarak işletilen, ancak restorasyon ve yeni dekorasyondan sonra adını Café Leto olarak değiştirmiş olan bu yaz kafesinde farklı dünya mutfaklarından minik "tapaş" porsyonları göz estetiği ve damak zevkini doyuma ulaştırıyor. Yaratıcı tabak prezantasyonu sevenler ve detayda incelikler arayanlar için mekan gerçekten keyifli ve akşam yemeği buluşmalarının muhakkak romantik olacağının garantisini verir gibi…. Güzel yaz gün ve gecelerinin alternatifleri arasına siz de Café Leto’yu ekleyebilirsiniz. Doğanın renklerine kendimiz de yeni tonlar ilave edelim ve gelin bu yazı sanki bir daha hiç bu kadar güzel olmayacakmışcasına yeni renklerle, canlılıkla ve içimizden hiç eksilmemesini dilediğim tatlı kıpırtılarla yaşayalım. |