|
Biraz hastalıktı, biraz tatildi derken epey uzak kaldım Moskova’dan. Ama aklım hep buralarda, gözlerim ise hep MoskovaLife sayfalarındaydı. Uzakta olsam da Moskova’da neler olup bittiğini bu sayfalardan takip etmeye çalıştım. Yine konserlerle, sergilerle, açılışlarla ve daha bir sürü aktivitelerle dolu bir yaz geçirdik. Havalar böyle devam ederse daha da güzel günler geçireceğimiz kesin.
Türkiye’de bu kadar uzun kalmak, Ruslarla Türkler arasındaki farklılıklara, benzerliklere; hayata bakış açılarına ve inanç tazlarına yönelik daha net değerlendirmeler yapmamı sağladı. Daha öncelerde de söylediğim gibi Moskova’da metroyla seyahat etmek, sizi buradaki gerçek hayatın içine atıveriyor. Halkın her türlü katmanını görme ve tanıma şansı elde edebiliyorsunuz. Metroyla yapılan bu kısacık seyahatlerde insanların farklılıkları daha bir su yüzüne çıkıyor. Moskova’ya ayak bastığım ilk günlerde metroda yakaladığım şu kare bana o kadar çarpıcı geldi ki, aynısı Türkiye’de olsa acaba nasıl karşılanırdı demeden edemedim. Yeşil hatta ilerlerken metroya boyu posu yerinde, oldukça endamlı ve güzel bir bayan bindi. Üstünde bacaklarının uzunluğunu ve güzelliğini açıkça gözler önüne seren kısacık bir şort ve sırtı beline kadar açık oldukça iddialı bir bluz. Kulağında DJ’leri andıran kocaman bir kulaklık. Elinde ise, üstünde haç işareti bulunan bir İncil. Bilmem gözlerinizin önünde canlandırtabildim mi? Kıza benim kadar dikkatlice bakan benden başka biri daha yoktu kompartmanda. Kimse benim gibi şaşkın değildi. Herkes elindeki kitabını okuyor, böyle bir görüntüyü oldukça olağan karşılıyordu. Öncelikle elindekinin gerçekten İncil olup olmadığından emin olmak için dikkatlice kitabın üstünü okudum, yanıma oturup okumaya devam ettiğinde artık şüphem kalmamıştı. Ağzını oynatarak, dudaklarından hafifçe sesler dökülerek incilden ayetler okuyordu bu güzel bayan. İşte bu olay, bizim ülkemizde yaşanan “dini sembol” tartışmalarıyla beraber düşünüldüğünde aslında biraz da yürek buruyor. Dış görünüş açık da, kapalı da olsa, bu tür hassas meselelerin insanın iç dünyasına ait olduğunu gözler önüne seriyor. Şekle bakarak hüküm vermenin yanlışlığını bir kez daha düşünmemizi sağlıyor. |