|
Hayretler içinde bırakan çelişkisi... Kilisenin saati tam 18.00’i gösterdiğinde, işyerlerinden metroya doğru ilerleyen solgun kalabalıklar arttığında, insanlar günün yorgunluğuna isyan edercesine hala ve hızla bir yerlere yetişmeye çalışırken, yol kenarındaki ufak tefek, kırmızı yüzlü, yaratıcı Moskovalı, ressamlara özgü bordo renkli şapkasını kafasına geçirmiş, sırtını kaldırımın kenarındaki binaya dayayarak oturmuş, önüne gönülden kopacak rubleler için bir küçük taş koymuş ve müzik aletini çalmaya başlamıştı bile! Bilge Çetinkaya Sahutoğlu'nun yazısı:
Gormeyen gozler icin guzel bir melodi, duymayan kulaklar icin ise sadece, yol kenarina sere serpe oturmus ufak tefek bir adam! Hala yasadigini hatirlayanlar icin ise dilenmek yerine muzik dinletisi ile ucbes kurusunu cikaran, caldigi muzikle olusturdugu 5 metrelik etki alanina isilti yayan bir sokak sanatcisi! Ve caldigi muzik aleti ne bir akerdeon ne de bir keman...Teztere evet yanlis okumuyorsunuz teztere! Ucu bastan sona bileylenerek inceltilmis ve bir metal cubugun dokunusuyla hayat bulmus melodiler! O kisi ki onunden gecenleri hayretler icinde birakan, donup donup kendisine tekrar baktiran ve yuzlerde tatli bir gulumseme yaratan! *** Sabahlari ayni yoldan gecmek ve aksamlari da arada sirada guzergahi degistirmek insanlara sasirtici kareler yasatabiliyor! Erken saatlerde gectigim altgecitte dikkatimi ceken; siyah ceketli, siyah pantolonlu ve gri yari balikcil kazakli orta yasli (asagi yukari 50- 55 yaslari arasinda tahmin edebilirim ki benim icin de ortayas kavrami boyledir) bu adam, kendisi ayakta dikilmis, bakislari yere kilitlenmis ve sag avucu acik karni hizasinda konuclanmis sekilde dilenmeye baslamisti bile! Artik ne gelirse ne cikarsa, gunun kari ne olursa... Aksamuzeri ise, cocuklarin yilmadan bikmadan duserek, tekrar kalkarak yaptiklari kaykay turlari arasinda, ellerinde siyah posetlerle, yine orta yasli 3 erkek gorus alanimda belirir. Sanki kaybettikleri birseyi aramaktadirlar saga sola bakarak! Dolayisiyla da dikkatimi cekerler. Iki tanesi kaykayci genclerin arasindan siyrilip, parkin merkezinden uzaklasip, daha tenha bir yere gecer. Yalniz kalan digeri ise, yere rastgele atilmis gazete sayfalarini toplar ve digerlerine katilir! Onlara bakan da ister istemez dusunur ne yapiyor bu adamlar diye? Siyah naylon torbalar acilir, gazete tasin ustune duvara serilir, platik bardaklar, votka sisesi ve sigara posetlerin icinden cikarilir. Henuz gunduz, hava piriltili parlak ve hala sicak! Ama uc arkadasin bulundugu yon sanki biraz bulutlu ve karamsar! Tedirgin bakislarla, votka plastik bardaklara konur, arta kalan gazeteler serilip uzerine oturulur ve icmeye baslanir! Ikinci bardaktan sonra cevreye yayilan endiseli bakislara gerek kalmamistir artik, tedirginlikler de ucup gitmistir. Alkol kani zapdetmeye baslamistir cunku!
Ve ertesi aksam yine ayni mekanda ve ayni kosede ama bu sefer iki kisidir kahramanlarimiz, bu sefer ayakta durmuslar, taslarin ustune gazete serilmemis cunku sise ve sigara ellerde! Duzenli olarak el degistiriyor sise ve son yudumu kim icse diye kararsiz kalip birbirlerine ikram ediyorlar. Ve bir sonraki sabah, ‘a olamaz’ ya da ‘neden olmasin ki’, ama yine de ‘a nasil olur’ sorulari... Aksamlari arkadaslariyla park kosesinde bulusan bu adam var ya iste bu adam sabahki siyah ceketli siyah pantolonlu ve gri yari balikcil kazakli, yere utangac utangac bakan orta yasli adamdir ve dilendigi de o gunku votka parasidir! ***
Bir semt pazarinin girisi. Giristeki kalabaligi asinca meyvelerin oldugu tezgahta hersey ‘beni al’ diyor sanki! Yoksa karnim mi ac? Ne alacaktim? Bir listemi cikarip bakayim. Bu da benim sebzeci. Evet listede alinacak salata malzemeleri mevcut. Ama bir teyze var yolumun onunde, sandalyeye oturmus, elinde dikdortgen bir karton levha ve ustunde de bir yazi - /комната/Oda- Simdi cok gulesim geldi ama! Birbucuk kilo da oda satin alacaktim ama listeye yazmayi unutmusum. Dedim tezye napiyorsun? Yok bu kismi hayal, Turkiye’de degiliz ki! Sordum, -‘Oda kiralik mi?’ O da bana soruyla cevap vererek -‘Uzun sureligine mi’ dedi? -‘Ben degil arkadasim oda ariyor da kalacak! Tekrar ayni yanit ‘Uzun sureligine mi?’ -‘Bilmiyorum da 6 ay ya da bir yil ya da daha uzun... ‘ Kafasini cevirdi ve dedi ki: -‘Yok iki uc gunlugune kiraliyorum sadece, daha uzun benim icin de uygun degil!’ Konusma bitmisti Ama ben daha sormak istiyordum oda nerede? Adresi neresi? Nekadara kiraliyorsunuz? Neden 2-3 gunlugune? Hep mi oda kiralarsiniz? Peki bu sekilde pazarda bekleyince gercekten de cok oda kiralamak isteyen oluyor mu? Sorular kafamda vizir vizir donuyor ama cevap verecek kisi yok karsimda! Artik benimle ilgilenmiyor. Ben de listemi tekrar cikarip sebzelere dogru yoneliyorum... |