|
Sürekli gelir durur şu hani birilerini bir yerlere davet eden mailler. Birçok site vardır, ailenizi bulun, arkadaşınızı bulun, ilk aşkınızı bulun. Gerçekte o siteler hiçbir işe yaramaz, bir de üstüne başınıza bir sürü bela alırsınız. Ne gibi mi? Mail atanlar, arkadaşlık teklif edenler, ısrarlı kişiler. Hem başınızı ağrıtır hem de canınızı sıkar ve neye uğradığınızı anlamadan kaçarsınız ama bir türlü kurtulamazsınız. Zira bu sitelere bir defa mail adresi verdiyseniz ısrarlı rahatsızlıkları asla bitmez.
Bu nedenledir ki bu davetleri hiç dikkate almaz silerim posta kutumdan. Bence en tehlikeli bölgelerden biridir buaralar. Bir süredir aynı şekilde ardı arkası kesilmez davetlerden bıkmıştım. Bu defa Facebook adlı bir sitenin davetiyesiydi bu. Israrla geliyorlar ve ben de ısrarla reddediyordum. Sonunda birgün, baktım ki çok iyi tanıdığım ve güvendiğim bir arkadaşımdan gelmiş bu defa davetiye. Onun kötü bir yere beni davet etmeyeceğinden emin olarak sonunda Facebook sitesinin linkine tıklamaktan kendimi alamadım doğrusu. Önce bir karmaşa önümde dağ gibi uzandı. Bir kayıt işlemi ki sormayın. Sanırsınız üniversite sınavı kayıt kitapçığı... tüm zorlu sorulara anlımın akıyla cevap verdikten sonra milyonlarca insan gibi ben de artık facebook’un yüzlerindenbirisi olmuştum. Önce çekimserlik hakim oldu, fotoğraf koymadım, kimseye bakmadım. Sonra zamanla merak galip geldi ve ben de başladım facebook’un sayfalarında dolanmaya. Meğer ne çılgınlıkmış bu da haberim yokmuş. İnsanlar uzmanlaşmış bu internet canavarında. Canavar diyorum ama işin sonrası var. Öncelikle sitede ilk hoşuma giden istediğim herşeyi kendime saklayabileceğimi öğrenmem oldu. Görülmesini istemediğim hiçbirşey ortalığa yayılmak zorunda değildi. Ama beni asıl heyecanlandıran, yıllarca görmediğim, haber alamadığım arkadaşlarımla karşılaşmaya başlamamla oldu. Önce mezun olduğum okulların gruplarına girdim. Oradan birni buldum, diğer yerden başkasını derken bir de baktım ki, özlediğim o yıllara ait yüzler birikmeye başlamış listemde. Ardından bakalım Moskova’dan kimler var dedim. Kimler yok ki? Hatta grup bile kurulmuş Moskova Tayfası diye. Derken gel zaman git zaman ben üye olalı olmuş nerdeyse 1 ay. Şimdi bu sitenin çılgınlığı ne diye soracaksınız. Herşeyden önce populerliği. Ben taa moskova’dan taa 25 yıl öncesinden bir çocukluk arkadaşımı buluyorum, bir başkası çevresindekileri toplayıp orada organize ediyor, bazıları site içindeki basit oyunlarla stres atıyor derken bir de bakmışım ki canavara ben de pek bir alışmışım. Sizin de aradığınız birileri varsa bekleriz efendim biz oradayız. Hatta müsait olursanız Moskova Tayfasına çay içmeye bekleriz. Hatta gelin size rakı soframızdan ikramda bulunalım ya da bir fincan kahve ikram edelim. Ama fazla kızdırmayın sonra “poke” yi yersiniz. Canınız mı sıkıldı, kendinize ev döşeyin ya da vampirinizle gidip birilerini ısırın. O da mıolmadı evcil hayvanınızı besleyin. En iyisi siz gelin bir kendiniz görün. Hiçbirşey olmadı, fotoğraflarınızı ekleyin, eşinizle dostunuzla paylaşın. Gruplara girip fikirlerinizi savunun. Bu inetrnet hem korkutan hem şaşırtan bir icat olmaya devam ediyor... Dünyanın iki ucundaki insanları birleştirdiği yetmiyormuş gibi, bir de zaman içinde yolculuk yapıp sevdiklerinizi size getiriyor. Yüz kitabında sizin de bir sayfanız olsun... 24.10.2007 |