|

Moskova'da yaşayan Necdet Karaçar, bu güzel öyküsünü MoskovaLife.Com okurları ile paylaşıyor. Moskova'dan İstanbul'a her daim hasreti ve özlem türküleri söyleyenlerdenseniz aman okurken yüreğinize dikkat edin!: "Boğaz’dayım, Yeniköy’de... Beykoz motorlarını seyrediyorum , bir meyhanenin penceresinden .Telaşla koşuşan yolcular birbir atlıyor güverteye . Bir adam-kaptan olacak- elleri cebinde ,ağzında sigara ,gergin ,belalı...Loş sokağı tarıyor gözleri.Tıraşı beş günlük , kasketi yan duruyor. Rakıdan bir yudum alıyorum, milyonuncu sigaramı yakıyorum. Aynada yakalıyorum kendimi; sol elim, iyice seyrekleşen saçlarımda on yedi yaşımı arıyor.Parmağımda yüzük yok;demek ki hala evlenmemişim.
Kül tablasını değiştiriyor garson,motora yetişme telaşı olmayan bir adamın sükunetiyle.Soruyor sonra; _ Sıcaklardan ne alırsınız beyefendi ? O saymadan söylüyorum; _ Hamsi ,ızgara. Belli ki buraya gelmeden önce karar vermişim buna. Ama ne zaman , ne kadar önce ? Motor patpat sesleriyle kalkıyor iskeleden ,arkasında bir ışıltıyı sürükleyip .Belki ışıltıdan ,belki şundan ,belki bundan; gülümsediğimi hissediyorum.Usulca başımı kaldırıp aynada yakalıyorum kendimi. Evet …! Gülümsüyorum! Nihayet! Orada değil sevdiğim insanlar .Ama kadehimi onlara kaldırıyorum.Adım yok yere deliye çıkmasın diye bunu gizleyerek yapıyorum.Başarıyorum da gizlemeyi. _ Sağlığınıza..! ,sözünün ağzımdan kaçmasını saymazsak ! Bir adam,gelmiş oturmuş meyhanenin köşesindeki yüksek tabureye,udunu akord ediyor.Temiz yüzlü ,halim selim bir adam…Bir garson , getirip yanındaki sehpaya bir kadeh rakı ve bir bardak su bırakıyor , saygıyla. Udi; _ İyi akşamlar, deyip , başıyla usulca selamlıyor meyhanedekileri Bazıları dönüp; _ Iyi akşamlar ,diyor, bazıları aralarında hararetle konuşmayı sürdürüyor.Yalnız bir kadın, parmağı dudaklarında ; _ Susun , diyor masadakilere. Kendimle konuşmayı kesip susuyorum. İçimde bir taş plak , ağır ağır, hafif bir cızırtıyla dönmeye başlıyor. Dönülmez akşamın ufkundayız Vakit çok geç Pikabın iğnesi kalbimi çiziyor! Çize çize gidiyor. Bu son fasıldır ey ömrüm Nasıl geçersen geç Rakıdan sağlam bir yudum alıyorum.Gözlerim yaşarıyor.Anasona veriyorum bu hali,biraz da sağ elimde hep oradaymış, ezelden beri yanıyormuş gibi duran sigaranın dumanına.Yoksa ben bir eski zaman şarkısıyla hüzünlenecek adam mıyım? Plağın iğnesi derin çizikler açıyor. Cihana bir daha gelmek Hayal edilse bile Ben cihana yeniden mi gelmişim? Nereden gelmişim? Ne zaman gelmişim? İçimdeki bu ağır , kasvetli, gri bulutları nereden alıp getirmişim? Yorgunluğum, dalıp dalıp gitmelerim , rakının ,sigaranın ve bu şarkıların hiç bitmemesini arzulamam ne demek? Ne , kim, neresi beni bu hale düşürmüş? Avunmak istemeyiz, Böyle bir teselli ile Udi kimselere bakmıyor.Yaslanmış uduna, ondan güç alıyor. Kimse kimseye bakmıyor. Yaslanmış birbirine , yaşlı bir karı koca, kapılıp gitmişler gibi bir girdaba . Ben açılmışım denizlere küçük bir tekneyle, gidiyorum. Boyuna dalga yiyorum. Garsonun sesi, batmaktan kurtarıyor beni; _ Rakınızı tazeleyeyim mi beyefendi ? “Olur” , desem , boğulacağım, hissediyorum. _ Yok, diyorum. Kalkacağım. _ Ama tabağınıza el sürmemişsiniz, diyor.
Dumanı üstünde hamsiye , belli belirsiz gülümseyen boş şişeye , kendini tablaya atmış dinlenen sigarama gözüm gidiyor. “Yok” ,diyorum, içimden. “Yok, özlediğim siz değilmişsiniz !” Udi yeni bir şarkıya geçmiş , hüznün katmerlisine.Munir Nurettin Selçuk sesiyle “Makber” okuyor. Anlaşıldı; bu gece kimse sağ kalmayacak burada! Hesabı bir çırpıda ödeyip elimi ceketime atıyorum.”Ya palton ?” diye soruyor içimde,çok üşümüş bir ses. Yanılıyor! Burası orasi değil ! Paltoya gerek yok bu şehirde! Fırlıyorum sokağa. Belli ki motora koşan uzun ,ince bir genç kız ; _ Bekleyin ! , diye sesleniyor, görünmeyen kaptana. Yüreğime bir esinti doluyor . Canım, sevdiğim insanları görme isteğiyle kanat çırpıyor.”Dönülmez akşamın ufku ``ndan kurtulmalıyım ; ne yapıp edip kurtulmalıyım. Bir taksiye atlıyorum. _ Bizim ev ! , diyorum , taksiciye. Rüyanın tam burasında uyanıyorum, Saat çalıyor. Karşımdaki pencere hala karanlığı gösteriyor ! “Olamaz !” , diyorum. Hala Moskova’dayım!
3 Aralık 2007 Gece, Moskova Necdet KARAÇAR
|