|
BOND, JAMES BOND…007 Ajan kimliğiyle göreve başlayan James Bond'un görevi, dünya teröristlerine finans sağlayan Le Chiffre'ye engel olup bu ağı çökertmektir. Teröristlere inecek bu büyük darbe için James Bond’un, öncelikle, Le Chiffre'yi, Casino Royale`de oynanacak olan yüksek bahisli poker oyununda da yenmesi gerekmektedir. Bu oyunda kullanılmak üzere hazine tarafından sağlanan parayı koruması için Vesper Lynd adlı kadın görevlendirilir. Bond başta bu durumdan pek hoşlanmaz. Le Chiffre'nin düzenlediği saldırılarla mücadele eden Bond ve Vesper Lynd arasında zamanla bir yakınlık oluşur. Bu durumdan sonra olaylar daha da tehlikeli bir hal alır.
1953 yılında Sir Ian Fleming’in yazmış olduğu ve efsane ajan James Bond’un doğuşunu anlattığı ‘Casino Royale’ adlı kitabından uyarlanan bu son Bond filmi, serinin 21. ve en çok eleştirilen yapıtı oldu. Hollywood’un tartışmasız en ünlü klasiklerinden olan Bond filmleri, hem sinema dünyasına kazandırdığı oyuncular hem de efsaneleşen film müzikleri ile daima ilgi odağı olmuştur. Ünlü aktörler bu sıradışı İngiliz ajanını canlandırırken aslında kendi kariyerleri için de büyük çıkış gerçekleştirmişlerdir. Şüphesiz en ünlü ve en sevimli Bond olan Sean Connery, gençlik yıllarında bugünkü kadar karizmatik olmasa da, Bond karakterini ilk oynayan kişi olmanın da avantajıyla, bu ajanın kişiliğini ana hatlarıyla belirlemiştir. Yakışıklı, daima iyi ve kaliteli giyinen, çarpıcı aksesuarlar taşıyan ve içinde binbir çeşit enteresan özellik barındıran süper otomobillere binen, çapkın, başına buyruk, tutkulu ve işine aşık bir gizli ajan olan James Bond; her zaman zor durumlardan zekası sayesinde sıyrılır ve kendisine verilen görevi –çoğu kez pahalıya patlasa da- başarıyla tamamlar. Daha sonra George Lazenby, Roger Moore, Timothy Dalton ve Pierce Brosnan tarafından da canlandırılan James Bond’u bu kez sıradışı bir tip olan Daniel Craig oynuyor. Diğer Bondlar’dan farklı olarak pek de yakışıklı olmayan, bağlı bulunduğu örgüttekilerin güvenini kazanamamış, hatalar yapan, kısacası daha ‘insan’ bir Bond bu seferki. Bu son filmde, yıllar içinde çizilen ‘muhteşem ajan’ karakterinin sarsılmasının bir nedeni var elbet; bu aslında ilk Bond filmi, yani James Bond’un nasıl 007 olduğunun anlatıldığı, bu ünvana yeni terfi etmiş bir çömezin nasıl bir efsaneye dönüşeceğinin hikayesi. Casino Royale, öldürme yetkisine yeni sahip olmuş, dolayısıyla katil olmanın o serin çizgisini yeni atlamış birinin insani tereddütlerini, zaaflarını anlatırken aslında Bond’un da bir robot değil vicdan sahibi bir adam olduğunu ve ancak karşılaştığı kötü adamlardan zaman içinde nasıl soğuk ve dayanıklı olması gerektiğini öğrendiğini anlatıyor. Yine Bond filmlerinin olmazsa olmazlarından olan ajan kızlarının ne yazık ki silik bir örneğiyle karşılaşıyoruz bu son filmde. Ursula Andress, Sophie Marceu, Teri Hatcher, Jane Seymour, Denise Richards ve Hale Berry gibi unutulmaz kızlardan sonra açıkçası sıkıcı, vasat güzellikte olan ve seksapelite yoksunu Eva Green pek göz doldurmuyor. 2006 yapımı bu filmde, diğerlerinden farklı olarak daha az aksiyon sahnesi ve daha az mantık dışı hareketler izliyoruz. Bu da Casino Royale’i daha gerçekçi bir film yapıyor. Ancak bana göre bir Bond filmi izliyorsanız, aklınızın almayacağı bir dolu hareket ve garip aletlere de tanık olmanız gerekir; nihayetinde sıradan bir ajan değil, James Bond söz konusu olan. Yine de ‘Majestelerinin Hizmetinde’ 21 filmdir ve 55 yıldır görev peşinde koşan Bond’un bir sonraki macerasını heyecanla beklemekteyiz.. Özlem Bağcı
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|