|
Takvimin Aralık ayı sayfasındaydı hiç unutmuyorum. St. Vasili Katedralinin renkli soğan kubbeleri nasıl da cezbetmişti beni. Oymalı ilk kat penceresinden her an bir prenses bakacak gibiydi. Öyle büyük görünmüştü ki gözüme...
Yeni yıla yaklaşıyorduk babam takvimi eve getirdiğinde. Lise iki ya da üçüncü sınıftaydım. Önce Etimesgut lojmanlarındaki odamın duvarını süsledi o takvim. Sonra takvimin gösterdiği tarih eskide kaldı ama Aralık ayı hep duvarımda asılı durdu. Ardından yurt odamın duvarını süsledi Aralık ayı ve son olarak evlendiğim güne kadar Kumrular sokağına bakan küçücük odamın duvarında bana eşlik etti fakülte yıllarım boyunca.
St. Vasili o kadar etkilemişti beni... Birgün onu görebilmeyi o kadar çok istiyordum ki hatta fakültenin son sınıfında "Moda resim ve giyim tarihi" dersinden verilen "Bir tarihi yapıdan esinlenerek ilkbahar-yaz kreasyonu hazırlama" ödevimin konusu oldu St.Vasili. O kadar çok istemişim ki o kadar çok etkilenmişim ki... İnandım ki insan birşeyi çok gönülden isterse oluyormuş.Hem de gözünü çıkara çıkara... Moskova'ya taşınmamızın 10. yılını kutladık. 4 Ocak 1998 ve bugün Moskova'da 10. yaş günümü kutluyorum. Kızıl Meydan'ı gördüm. St.Vasili'nin önünden 10 yıldır defalarca geçtim. Renkli kubbeli, masalımsı bu katedral sandığım kadar büyük değilmiş meğer ama ben önünden her geçtiğimde, hala daha, takvimde Aralık ayını ilk gördüğüm zamanki kadar çok etkiliyor. Kızıl Meydan ve St. Vasili'yi görmekle yetinmedim, 9,5 yıl boyunca yürüyerek sadece 15dk uzaklıkta oturdum oraya. Yürüyüş yolum, paten yolu yaptım önünde ilerleyen uzun sahil kenarını. Kızıl Meydan'ı ve S.Vasili'yi gördüm. Görmekle kalmadım üstelik çok da sevdim. Şimdi bu eski ve güzel şehirde bir yaşıma daha giriyorum. Mutluyum...
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|