|
Moskova’da halen hizmet vermekte olan Dostayevski Dil Merkezi sahibi Anna Dmitrieva, Rusya’ya gelen Türkler’in yaşadığı zorluklar ve bu zorluklarla nasıl başa çıkabilecekleri konusunda hazırladığı yazıda kültür şokunun bir nevi reçetesini sunuyor bize. Ankara Üniversitesine bağlı TÖMER dil kursunda Türkçe eğitimi alan ve Moskova’da Puşkin Üniversitesinde “Türkler’in Rusça öğrenirken yaptıkları hatalar” konusunda doktora tezi veren Dmitrieva, fiziksel ve duygusal kültür şokunun Türkler üzerindeki etkisini şöyle sıralıyor:
''Yeni bir kültüre giren her insan kültür farklılığının bilincine varırken arkadaş ve statü yitimi, reddedilme, şaşkınlık gibi duygulara sahip olur, artı toplumsal ve kişisel özdeşlik ve değer yargıları tayin etmedeki karışıklık gibi üzücü duygular, insanin ''kültür şoku'' yaşadığını gösterir.'' Amerikalı antropolog K.Oberg
Eğer Rusya’ya yeni geldiyseniz ve devamlı yemek, su kalitesi, bulaşık ve çarşaf temizliği için endişeliyorsanız, fiziksel temastan korkuyorsanız, genel endişe, asabilik, kendine güvensizlik, uykusuzluk ve halsizlik hissediyorsanız, bu tür duyguları ''6. his'' olarak sınıflandırmayınız, onlar özkültürünü terk edenler için çok doğal bir sürecin ''Kültür Şokunun'' belirtileridir. Gerçekleşmeyen beklentiler kendilerini öfke krizleri yada yerlilere karşı agresiv davranışlar olarak gösterirler. Hatta yeni kültüre adapte olurken fazla alkol ve sigara kullanma gibi davranış bozuklukları, depresyon, geçici psikolojik bozukluklar yaşanabilir. Okuyucularımız, büyük ihtimalle, kendi başlarına daha önce gelen yada şu anda yaşadıkları durumu tanıdılar. Bu durumda ne yapılabilir? İlk olarak bu durumun her yabancının yaşadığı çok doğal bir süreç olduğunu bilmek çok önemli. Bilim adamlarının son araştırmalarına göre ''Kültür Şoku'' bir kaç aydan 4-5 seneye kadar sürebilmektedir. Bu süreç daha önce başka ülkelerde bulunup bulunmadığınıza, yaşınıza, cinsiyetinize, tahsil derecenize göre değişebilir. Bazı bilim adamları genç insanların ve bayanların daha hızlı adapte olabileceğini belirtiyorlar. Rusya'ya ne kadar adapte olduğunuzu öğrenmek isterseniz, Amerikalı etnopsikolog Triandis'in şemasına göre kendinize test yapabilirsiniz. Triandis ''Kültür Şokunu'' 5 etaba ayırıyor. İlk etap ''balayı'', coşkunluk, güzel ruh hali, büyük beklentiler. Ve gerçekten Rusyaya yeni geldiğiniz zaman sizi bekleyen ve sizin bu yeni yerde kendinizi ''evinizde'' gibi hissetmeniz için mücadele eden kişiler vardır,ve siz iştahla çalışmaya ya da okumaya başlarsınız. Ama bu etap genellikle çok hızlı geçer. İkinci etapta alışık olmadığınız iklim, zor konut koşulları, asaiş, sokaklardaki kendi kültürünüzden çok farklı olan insanlar arası ilişkiler, ticaret ve hizmet sektöründe çalışanların davranışları sizi etkilemeye başlar. Yeni bir kültürde insanlarla anlaşamama, topluluğun dışında kalma duygusu gibi psikolojik faktörler insanı çok etkiler,hayal kırıklığına uğratır, kararsızlığa ve depresyona sebep olabilir. Bu dönemde insan genelde gerçeklerden kaçar ve daha çok kendi vatandaşları ile iletişim kurmaya çalışır. Üçüncü etapta ''Kültür Şokunun'' belirtileri en kritik noktaya gelir, ciddi hastalıklara ve tamamen çaresizlik duygusuna dönüşebilirler. Rusyadaki yaşama hiç bir şekilde adapte olamayanlar genelde ülkeyi terk ederler ve memleketlerine planladıklarından daha erken dönerler. Ancak Türkler genelde böyle bir sorun yaşamazlar, çevredeki insanlarin desteği ile kültür şokunu daha kolay atlatırlar, Rusçayı ve Rus kültürünü kolayca öğrenirler. Dördüncü etapta depresyon aniden iyimserliğe dönüşür, kendine güven ve tatmin duygusu artar. Bu etapta Türkler diğer yabancılara göre daha çabuk kendilerini yeni kültürün ve topluluğun bir parçası olarak hissetmeye başlarlar. Beşinci etap - Tamamen adaptasyon, ortamın kişiyi kendine benzetmesi. Böylece ''kültür şoku'' etapları U-şeklinde bir eğri oluşturuyor iyi, kötü , çok kötü, orta, iyi. Rusya'ya gelen Türklerde ''Kültür Şoku'' her zaman ilk etaptan başlamaz, bunun sebebi kültür ve iklim farkının büyük olmasıdır.Amerikalı psikologlar J.Berri ve Boncher ''Kültür Şokunun'' sonuçlarını şu şekilde sınıflandırıyorlar. Bütünleşme, entegrasyon, birey özkültürünü sürdürüyor, ama aynı zamanda yabancılarla da sıkı iletişimde bulunuyor.Asimilasyon,özümleme, birey kendi kültürünü kaybedip sırf yabancılarla iletişimde bulunuyor.Ayrılıkcılık, Kişi kendi kültürünü sürdürürken yeni kültürü tamamen reddediyor.Marginalizasyon Birey hem kendi kültürünü kaybediyor , hem de yeni kültüre katılmıyor. Kültür şokunun atlatılması. Birey kendi kültürünü sürdürürken aynı zamanda yabancılarla sıkı iletlşimde bulunuyorsa kültür şokunu başarılı şekilde atlatmış demektir, yani en sağlıklı sonuç entegrasyon(bütünleşme) olacaktır. ''Kültür şokunun'' daha hızlı ve acısız aşılması için psikologlar şu tavsiyelerde bulunuyorlar Bulunduğunuz ülkenin dilini ve kültürünü öğrenmek, Sadece kendi kültürünüzden insanlarla iletişim kurmamakla birlikte onları tamamen de dışlamamak. Size ait olan ve içinde yaşadığınız yeni kültürün ortak noktalarını bulmak. Daha once yaşadığınız ülke hakkında edinmiş olduğunuz stereotiplerden kurtulmak Kendi bakış acınızı edinmeye çalışmak Sizin için yeni olan bu kültürü sevmeye ve herşeye pozitif yaklaşmaya çalışmak. Sokakta sürekli asık yüzlü insanlar gördüğünüzde, satıcılar size gülümsemek yerine daha çok bağırdıklarında, merdivenlerde komşularınız sizinle merhabalaşmadığında ve yılda 6 ay güneş görmediğinizde özellikle sonuncu tavsiyeyi tutmak zor olacaktır ama size memnuniyet ve pozitif enerji veren sadece Rus kültürüne özgü faktörler de olduğunu hatırlamak gerekir. Denilebilir ki ''bardağın yarısı boş'' ancak unutmamalı ki, ''bardağın diğer yarısı ise dolu''. Anna Dmıtrieva Dostoevski Dil Merkezi |