|
Yine bir Sevgililer Günü geldi çattı. Öyle bir gün ki bu, Şubat ayına girince bundan başka bir şey konuşulmaz oluyor; ayın başından programlar yapılıyor, alışverişlere çıkılıyor, o gün için her şeyin kusursuz olması amaçlanıyor. Oysa sevgi bir güne sığar mı, sadece bir günde aldığın hediyenin, söylediğin iki güzel cümlenin anlamı var mı!? Sevgiyi yaşarsan, onu doyasıya içine çekmeyi başarabilirsen sevgi, sevgi olmaz mı?
Peki kaçımız yaşabiliyor bu yüce duyguyu, kaçımız sevdiğine sevgisini korkusuzca, içinden geldiğince haykırabiliyor? Kaçımız engelleri göze alarak sevgisine kavuşabiliyor? Öyle bir duygu ki bu insanın içinden ne atılabiliyor, ne gizlenebiliyor. Beni çıkar, sevmekten korkma diye haykırıyor! Ama kaçımız bunu yapabiliyor? Sevgililer Günü nedeniyle bir sürü e-mailler geldi posta kutuma, hepsi indirim haberleri, promosyonlar, hatta yarışma reklamları. Sevginizi anlatın, şu restoranda sevgilinizle, eşinizle romantik bir akşam yemeği geçirin; şu otelde bir gece eşinizle konaklayın vb... gibi bir sürü e-mail. Bunlardan güzel ve farklı bir şey bulamayacağımı anlayınca; yabancı bir ülkede yaşamanın zorluklarını tartıştığımız, üyesi olduğum bir blog sitesinde Sevgililer Günü’yle ilgili neler bulabilirim diye bakınırken yazıların birindeki Rus kelimesi birden dikkatimi çekti. Açıp okuyunca bir Türk delikanlısının bir Rus kızına aşkını anlattığı nacizane hikayesi ve yanında Yusuf Uygar’a ait bir şiir çıktı karşıma. Belli ki yaşadıklarını en iyi şekilde kelimelere döktüğü için koymuş bu şiiri yazısının içine. Ve belli ki sevmiş hem de çok sevmiş bizim delikanlı Rus kızını; içi yanmış, sevgisini söyleyememiş, içine atmış. O da böyle bir yol seçmiş sevgisini haykıracak. Belki duyar da, anlar da razı olur diye! Ben de sizlerle bu şiiri paylaşmak istedim işte, bu Sevgililer Günü’nde. Sevgisiz kimse kalmasın, herkes sevginin anlamını bir kez daha anlasın diye... Yüreğindeki tertemiz sevgiyi Söylemek isteyip boğazında düğümledin mi? Göğsünde yumrulaşan bu duyguyu Oradan çıkarmak isteyip Tekrar içine gömdün mü? Elin kalkıp havaya sıcacık bir hisle Sarılmak isteyip eline gem vurdun mu? Dokunmak isterken engel oldun mu kendine? Öpmek gelip içinden, sıktın mı dişlerini? Söyleyecek onca şey varken, vazgeçtin mi? Dayanamayıp seviyorum derim diye Tutamayıp sarılırım diye Sıcaklığını özlerim diye Gözlerine bakmaktan kaçtın mı? Bir mayıs sabahı doğdun gönlüme Senden habersiz yaşarken kendi halinde Bir duhan misali girdin kalbime
|