|
Moskova'ya giriş yasaklansın! |
|
|
Posta kutumuzdan dün güzel bir okur mektubu çıktı. Hülya Gürel adlı okurumuz, herkesin son zamanlarda şikayet ettiği Moskova'ya övgüler düzen ama radikal bir öneri de içeren mektubu kaleme almış. Sizlerle paylaşıyoruz ve kendisiyle hemfikir olduğumuzu da itiraf ediyoruz: "Nasıl güzel bu aralar Moskova. Sakin. Sessiz. İlkbahar her yerde. Ortalık şen şakrak. Bıkkınlık veren şehir değil. Huzur veriyor. Çünkü Mayıs tatili zamanı. Çünkü zenginler tatilde. Trafik hafif. Şehir dinleniyor. Gezip tozmak keyif. İşte şeytan diyor ki: Moskova’ya giriş yasaklansın.
Meğer ki onlar terk ettiler Moskova’yı. En güzel zamanlarında kaçtılar. Ağaçlar çiçeğe durmuşken... Leylaklar açılırken... Bahar ses verirken. Onlar kaçıp gittiler şehirden. Denize, kuma, güneşe, aylaklığa. Uzaklara. O zaman bir daha gelmesinler! Biz kalanlar da mutlu olalım. Trafikle cebelleşmeyelim. Moskova’ya lanet okumayalım. Keyfini çıkaralım. Her saat trafikte rahatça yol alalım. Bir günde beş iş sığdıralım. Şehrin ne kadar güzel olduğunu ilk defa fark edelim. Bunun için dua edelim. Minnettar olalım. Tadını doyasıya çıkaralım. MKAD’ın kapıları kapatılsın. Havaalanları da. Tren istasyonları da. “İkinci bir emre kadar Moskova’ya giriş yasaklandı” densin. Çıkmak isteyen varsa onlara da yol verilsin. Nüfus daha da azalsın. Güzel insanlar kalsın. Güzel bir şehirde yaşasın. Ne kadar bir güzel şehirde yaşadığımıuzı anlayalım. Demek ki Moskova’nın derdi kalabalıkmış. Aslında şehir güzelmiş de bu kalabalık perdeliyormuş. Bu trafik mahvediyormuş. Ben ilk kez mayıs tatilinde Moskova’da kaldım. Oysa hep çekip giderdim. Gidilmemeliymiş. Kalınmalıymış. Sabah huzurla çıkıp günboyu şehri keşfetmek varmış. Sokaklarda insanlar üstünüze çıkmadan yürümek varmış. Bunu anlamak için gürühun gitmesi gerekiyormuş. Meğer ki gittiler bir daha dönemsinler. Kapıları kapatalım. Aanahtarını Moskova nehrine atalım. Moskova bize kalsın. Gitmeyenlere. Biz de şiir gibi şehirde yaşadığımızı anlayalım. Yalan mı?
6.5.2007 |