Moskova’da yaz yaklaştıkça hüzünlü bir dönem de başlamış oluyor. Her ne kadar hepimiz buraya belirsiz zaman dilimleri içinde gelsek de ve her ne kadar burada geçici olduğumuz gerçeğini kabullenmiş olsak da ve hatta her yıl bu günleri yaşayacağımızı bilsek de bu dönem bizi her seferinde derinden etkiliyor. Yaz yaklaşıyor ve dostlar gidiyor... Ama onlar sadece Moskova’dan gidiyor, kalplerimizde oldukları yerde kalacaklar...
Bu sene tek avuntumuz da sabun köpüğü oluverdi. Her yıl bu dönemler gidenlerin ardından hep “Üzülüyoruz ama bir avuntumuz var, o da nasılsa birgün Türkiye’de birlikte olacağız” diye avunmamızdı. Ama işin ilginç yanı şu ki, bu sene gidenler Türkiye’ye gitmiyor... Evet bu sene dostları bir gurbetten diğerine yolluyoruz ellerimizle... Geçen hafta veda yemeklerinin ardı arkası kesilmedi doğrusu. Sanırdım ki oradan oraya gitmelere, dostların ardından el sallamalara alıştım,öğrendim ama her yıl fark ediyorum ki buna alışılmıyor. Aslında hepimiz buraya gelirken belirsizliğe gelmiyor muyuz? Ne kadar kalacağımız, buradn sonra nereye gideceğimiz belirsizlik içinde hayatımızı bir yerde kırıp başka yönlere devam etmiyor muyuz? Ama burada asıl soru şu aslında; “Acaba gitmek mi zor yoksa göndermek mi?” Şu sıralar göndermek çok zor geliyor doğrusu, özellikle de gidenler uzun süredir hayatında özel bir yer almışsa ve paylaşımlar olmuşsa insanın içi bir başka cız ediyor. Aslında gönderme zamanı gelinceye kadar dostların gideceği aklına bile gelmiyor insanın. Sanki Moskova’dan ayrılamazlarmış, sanki Moskova’nın demirbaşıymışız gibi... Ama yazık ki önüne geçilemiyor bu gidişlerin. Bu yıl da değerli dostlara el salladık ama veda etmedik. Asla veda etmeyiz. Önce Mine Sözenoğlu’nun haberi geldi ardından Uğur Nurioğllularının. Bu da yetmedi Marina Çakmak’a el salladık ardından... Belli ki bu gidişler hiç bitmeyecek, belli ki el sallamalar her yıl devame edecek. Bakalım zamanın gelince, yani kaçınılmaz son kapıyı çalınca, bizlerin ardından kimler el sallayacak... Şimdilik sadece gidenlere bundan sonra dostları bol, melodileri güzel, tadları lezzetli, günleri neşeli bir hayat diliyorum. Yukarıda aynı gökyüzüne baktığımızı unutmamak dileği ile... Yolunuz açık olsun... |