|
Akşam gazetesinden Çağatay Şahin Moskova'yı gezdi, kaleme aldı: "Metroda, otobüste, banklarda... Her yerde sayfaları çeviren parmaklar var. Bir bardak votka için kapısını çaldığı komşusu belki de dünyaca ünlü bir yazar. Ucuz kitaplar, sıradan hayatlar beraberce kaçıyorlar bu şehirden. Ellerine hiç kalem alıp kitap yazmamışlar belki, ama hepsinin de ruhunda sessizce gezinen bir yazar var. Burası Moskova. En kültürlü fakirlerin, sayfaları yazılmamış kitapların şehri...
12'inci Yüzyıl'da küçük bir kasabayken, bugün 850 yıllık tarihiyle Avrupa'nın en büyük şehirlerinden birisi Moskova. Napolyon'un şu sözleri büyülü başkentin önemini anlamak için yeterli: ''Eğer Kiev'i alırsam Rusya'nın ayaklarını fethetmiş olurum. Eğer St. Petersburg'u alırsam Rusya'yı başından fethetmiş olurum ama eğer Moskova'yı alırsam Rusya'yı kalbinden fethetmiş olurum.'' Bugün ise Rus halkının kalbini fetheden kişi 53 yaşındaki Devlet Başkanı Putin. Kaybettiği onurunu halkına geri veren kişi olarak algılanıyor. Onun için öncelik, demokrasi ve pazar ekonomisi değil, yolsuzluklar ve mafyayla mücadele. 'Önce sen vur ki rakibin ayağa kalkamasın!' ilkesi onu yüzde 70'lik oy oranıyla ikinci kez başkanlık koltuğuna oturtmuş. Kızıl meydan ve Kremlin Devlet Başkanı Putin her sabah çantasını alıp, makam aracıyla işine giderken Otel Rusya'nın önünden geçer. Bu otel, Putin'in ofisinin de yer aldığı Kızıl Meydanı gören tek otel. Manzarası pek bir özel yani. Kremlin manzaralı otelde normal oda fiyatı 450 dolar, fuar zamanları ise geceliği üç bin dolara kadar çıkabiliyor. Bu anlamlı otele sadece göz gezdirip, Kızıl Meydan'da ilerliyoruz. Devlet başkanı konutunda bayrak asılı. Bu Putin'in içeride olduğu anlamına geliyor. 200 metre ötemde pencerenin hemen ardında bir masada oturuyor belki de. Camına taş atsam çıkar mı pencereye diyorum ama hayatımın en büyük hatası olabilir bu! Çocukluğu bir kenara bırakıp karış karış gezmeye devam ediyorum içinde kaybolduğum meydanı. Meydandaki St. Basil Katedrali parlak ve renkli kubbeleriyle ışıl ışıl yanıyor. Hikayesi de kendisi kadar çarpıcı. Anlatılanlara göre Korkunç İvan bu kubbenin güzelliğinden öyle etkilenmiş ki, bir daha bu kadar güzel bir kubbe yapamasın diye mimarının gözlerini oydurmuş. Bu ne sevgi ah bu ne ızdırap dedikleri bu olsa gerek. Moskova Rusya'nın, Kremlin ise Moskova'nın kalbi. Bu yüzden burada bütün mesafe ölçümlerinde Kremlin merkez olarak alınıyor. Örneğin 'Saint Petersburg kaç kilometre?' dediğinizde. Aldığınız 650 kilometre yanıtı Moskova'dan değil, Kremlin'den ölçülen mesafe oluyor. Meydanda olimpiyat ateşi gibi hiç sönmeden yanan iki meşale var. Ruslar İkinci Dünya savaşında çok kayıp vermişler. 24 saat boyunca yanarken görebileceğiniz bu ateşler şehitlerinin ruhu için yanıyor... Avukat Taksiciler İstanbul'dan Moskova'ya yaklaşık üç buçuk saatlik bir uçak yolculuğunun ardından, arabamızla otelin yolunu tuttuğumuzda, geliş gidiş yedişer, toplam 14 şeritli yolda ilerlerken, Ruslar bu işi bitirmiş dedim önce. Ancak uçak pistine benzer yollarda ürkütücü gerçeğe de bir o kadar çabuk yaklaştım. Öyle ki, bir an geldi aracımız bir adım ilerlemez oldu. Sanki dünyanın tüm otomobilleri Moskova'da buluşmuştu o an. İstanbul trafiğine rakip desem olmayacak, buradaki trafik gerçekten tarifsiz. Günün her saati trafik tıkalı olur mu? Burada böyleymiş! Lada ve Moskoviç'ler, Mercedes ve BMW'lerle akmayan trafikte aynı çaresizlikte tek vücut adeta. Kabus trafiğinden midir nedir? Taksi çok az Moskova'da. Bunun bir başka nedeni ise burada herkesin 'Değiş tonton!' mantığıyla her an meslek değiştirebilmesi. Evden işe ya da işten eve giden bir bankacı, bir avukat ekonomik şartlar gereği, el işaretinize durup sizin için bir taksici olabiliyor. Fiyatta anlaşmanız yeterli. Ama istenen rakamın üçte ikisinden fazlasını vermeyin derim ben. Saray mı, Metro mu? En önemli ulaşım kaynağı metro Moskova'da. İnanılmaz metro ağıyla şehri boydan boya gezmek mümkün. Mermerleri, ışıl ışıl parlayan avizeleri ve sanat eserleriyle, kendinizi adeta bir sarayda hissediyorsunuz. Moskova metrosu, II. Dünya Savaşı'nda esir düşen Alman askerlere yaptırılmış. İçerisi çok geniş, her istasyon heykelleri ve mimari yapısıyla birbirinden farklı. Görsel şöleni iyi de, turistler için tek sorun gideceğiniz her noktanın Kiril alfabesiyle yazılmış olması. Bu durumda yapabileceğiniz tek şey İngilizce bilenlerden yardım istemek. Ayrıca akşam saatlerinde metroyu kullanmak pek güvenli değil. Rusların evlerinin kapısına dört kilit birden takmaları ne demek istediğimi yeterince açıklıyor sanırım... Votka ve Suşhi Moskova'da dendiğinde ilk akla gelenlerden biri de votka. En iyi votka hangisi diye sorulduğunda, yanıt hep aynı: Ruski Standart. Tatlı votka olarak Stolichnaya, köpüklü Kovskaya ve kırmızı biber aromalı Pertsovka tercih edilen votkalar arasında. Rusya'da votkanın neredeyse her çeşidini bulmak mümkün. Geçmişte sıkıntılar daha kolay unutulsun diye halka karneyle ekmekten çok verilirmiş votka. Yaşanmamış hayatlar onlara hep daha yakın dursun diye... Bira tüketimi de hatırı sayılır boyutlarda Rusya'da. Halk işten çıkıp eve gidene kadar sokakta, her yerde bira içiyor, 3-4 bira yolda, gerisi evde derken geceler hep kısa düşüyor Moskova'ya. Ruslar son dönemde Japonların sushi'sine de takmış durumda. Neredeyse her köşede sushi restoranları var. Kaliteli bir akşam yemeği için gözde yerler ise Puşkin Cafe ve Galeri Restaurant. Ancak araba kullanacaksanız kesinlikle bir damla içki içmemelisiniz Moskova'da. Yarım bardak bira bile içseniz alkollü araç kullanmış oluyorsunuz. Cezası ise yarım değil tam tarife: 15 bin ruble yaklaşık 500 dolar. Arbat'tan Bolşoy tiyatrosu'na Renkli gösterilerin, ressamların, göz alıcı dükkanların yan yana dizildiği, şehre yolu düşen turistlerin uğramadan geçmediği, sadece yayaların gezebildiği bir yer Arbat sokağı. Ucuz ve geleneksel Rus hediyelik eşyaların alıcısını beklediği bu sokakta ayrıca Rus ve dünya mutfaklarının en güzel örneklerini de tatmak mümkün. Bolşoy Tiyatrosu ise muhteşem. 18'inci Yüzyıl'dan bu yana ayakta. Eski, yıpranmış, bakımsız bir görüntüsü var. Parasızlıktan tamir edilemese de, bugün hala dünyaca ünlü Rus opera ve balelerinin değişmez sahnesi. Sanata düşkün Ruslar kimi zaman buradaki gösteriler için karaborsada 500 dolara kadar bilet alabiliyor. Geceleri dikkat Moskova'da ticaretle uğraşan bir Türk işadamının sözleri ise düşündürücü: 'Turist olsam hafta içi 21:00'den sonra dışarıya çıkmam. Güvenlik yok çünkü. Kavga olabilir, polis alabilir seni, saatlerce muhabbet edebilirsin, sinirin bozulur, bütün gecen rezil olur. İçenler çok kavga eder. Bir yabancının burada hayat güvenliğini sağlayacak tek unsur ülkesinin gücü. Adam içmiştir, polise ters konuşmuştur, o anda polis dövebilir seni. Sen, 'Bana polis vurdu!' diye bir hak iddia edemezsin. Mesela kulüp kapılarında bodyguard seni içeriye almazsa isyan etmeyeceksin, direk dayak yersin, keşke karakolluk olabilsen.' Dünyanın tüm metropollerinde, başkentlerinde yaşanan sorunlar aslında bunlar. Çıkarılacak sonuç ise; Moskova'nın görkemli tarihi, değişen yüzü, gece hayatı, bitmeyen enerjisi ve sanatla yoğrulmuş her köşesi konuklarını mutlu etmek için birebir, sadece biraz tedbir o kadar. GÖRMEDEN VE YAPMADAN DÖNMEYİN Aslında bize ait olan Troya hazinesinin sergilendiği Puşkin Müzesi.
Görkemli Bolşoy Tiyatrosu. Hoş bir yemek için, içeride satılık tabloların da sergilendiği Galeri Restaurant. Solyanka ve Borç çorbası, Kiev tavuğu. KULAĞINIZA KÜPE Şehir su tesisatı çok eski olduğu için çeşme suları içilmiyor. Gündüz metro, gece taksi kullanın. Polisle en ufak bir şekilde tartışmayın. İnanamayacağınız kadar küçük bir sebepten dolayı saatlerce gözetim altında kalabilirsiniz. Eğer zor bir durumda kalır, İngilizce'niz işe yaramazsa son çare olarak çevrenize bakın. Sokaklardaki hafif çekik gözlü Türki Cumhuriyetleri'nden kardeşlerimizden birini yakalayıp derdinizi Türkçe anlatın, size hemen yardım edeceklerdir. ' );
//-->
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
">
Bu posta adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
6 Şubat Pazar, Akşam Gazetesi
|