|
"Meloş'a Mektuplar"ı, TürkRus.Com'un sürekli okurları sanırız gülümseyerek hatırlayacaklardır. Moskova'daki hayatın perde arkasını, cemiyetten dedikoduları, içimizdeki ünlü simaların hayatlarındaki değişiklikleri, Rusya'ya gelenleri gidenleri, hep sıcağı sıcağına "Meloş'a Mektuplar" köşesinde okumaya alışmıştınız. Ortalıktan kaybolan "Meçhul Yazar", MoskovaLife.Com ile tekrar aramızda. Hem son havadisleri aktarıyor, hem de TürkRus.Com'daki işine neden son verildiğini açıkça anlatıyor:
Sevgili Meloş! Şükür kavuşturana! Nihayet buluştuk işte. Valla araya bu kadar uzun ayrılık girdiyse sebebi ben değilim. Sen git TürkRus.Com’un editörüne fırça at. Halbuki ben güzel güzel yazıyordum yazılarımı, mektuplarımı. Ahali de en son dedikoduları, havadisleri benden alıyordu. Kim nerede, kiminle anında yetiştiriyordum havadisleri. Aman efendim neymiş, TürkRus.Com ciddi bir siteymiş, benim yazılarım orada havayı bozuyormuş, Ahmet Hakan’dan bile daha boş şeyler yazıyormuşum, daha neler neler! Dedikodunun bini bir para. Eh, şekerim bilirsin meyveli ağacı taşlarlar. Neyse ben de sonunda tam editörün de defterini açmaya hazırlanıyordum ki, sus payı niyetine bana lütfen “MoskovaLife.Com’da yazar mısın?” diye teklif getirdi. Büyüklük bende kalsın dedim ve kabul ettim. Durum bundan ibaret. İki gözüm Meloş’çuğum. Vallahi parmaklarım paslanmış, zor yazıyorum. Ama elde ne varsa yetiştireyim sana. Merakta kalma. En son Cumartesi günü Moskova’da kermese gittim. Bilirsin Moskova Uluslararası Kadınlar Kulübü’nün yıllık kermesi tarihi olaydır buralarda. Yine Radisson Slavyanskaya’da tezgahları kurdular. Bilirsin ben her sene giderim oraya. Biraz memleket hasretimi gideririm. Çünkü Mahmutpaşa’da ya da Salı Pazarı’ndan hiç farkı yok şekerim! Yine sabahn köründe yollara düştüm. 10’da açılıyor kermes. 9.45’te ordaydım. Allah seni inandırdın, koridorda 200 metre kuyruk vardı. Millet iyice kafayı yemiş. Önlerde iki Japon kadının önüne kuyruk yaptım. Hani Japon’dur, sessizdir diye. Ama kafama ayakkabı geçirmedikleri kaldı. Yine yüzsüzlük edip kaldım, yani 100 ruble verip içeri ilk girenlerden oldum! Ama şekerim bu sefer pek tadı yoktu kermesin. İtalyanlar içeride ayrı bir salon kiralamış. Oraya da ayrı bir kuyruk vardı. Geçen yıla göre daha az mal vardı ortalıkta. Türkiye’nin malların sergilendiği masaları da, yiyeceklerin satıldığı diğer masa da pek zayıf geldi şekerim. Bilirsin bu işleri bizim sefire Jülide Hanım organize ederdi. O Türkiye’deymiş. Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu bu işe el atar sanıyordm ama onlar yoktu ortalıkta. Nedir bu iş anlamadım şekerim? Bir yanda MTKO, öbür yanda eliçilik himayesinde hanımların etkinliği mi varAllah aşkına? Kim neyi paylaşamıyor? Bir gariplik var ortada ama aşk olsun anlayana. Hele yiyecek reyonu, bu sene bir tek ENKA’ya yıkılmış galiba. Malum bilirsin ENKA’nın koordinatörü Ekrem Bey bu işlerde en gayretli isimlerden biri. Sağolsunlar yine epeyce zeytinyağlılar, börekler yollamışlar. Ama anladığım kadarıyla bizim cephede bir organizasyon bozukluğu ve yetersizliği vardı. Hemen göze battı. İnşallah seneye bu işi daha güzel yaparlar. Ne de olsa Türkiye reklamı yapılıyor, ihmale gelmez! Şekerim hafta sonu bir başka şenlik de Ramstore’un yeni alışveriş merkeziydi. Vernadskovo’da, Üniversite metrosunun hemen dibinde. Rusya’daki en büyük yatırımlarını açtılar. Pazar günü kalabalığı yarıp girdik içeri. Pek güzel olmuş. Millet bir yandan “Ramstore satıldı, satılacak” haberleri okuyor, öbür yandan adamlar dur durak bilmeden yeni yerler açıyor. Vallahi helal olsun. Hele bu son açılan yer, yüzakı olacak gibi. İyi şeylerin hakkını teslim etmek lazım şekerim. Çok zor işler başarıyor Türk şirketleri buralarda... Başka ne havadis var diye düşünüyorum da. Ha, bir de bizim Macit Taşkın Bey döndü Moskova’ya duydun mu? Efes Pilsen’in fabrikayı kurduğu dönemde genel müdürdü. Sonra Efes Romanya’ya gitti, oradan Urban İnşaat’ın yeni yatırım projelerinin başındaydı. Şimdi de Vestel’in pazarlama şirketinin genel müdürü olarak Moskoıva’ya döndü. Eee şekerim Moskova böyle işte. Bir kere bulaşan kolay kurtulamıyor. Macit Bey de pek sevilir bu camiada. Aileye bir kişi daha eklendi, bu da iyi haber! Meloşcuğum vallahi havadis çok da, yerim bitti galiba. Editör, “Kısa yaz, sık yaz” diyor. Aman buradan da kovulursam ortada kalırım, söz dinleyeyim. Hadi şimdilik bu kadar. Öperim güzel gözlerinden.
|