|
Rusya’ya gelen bir turistin matruşka, votka, tahta işlemeli eşya almadan burdan ayrılması mümkün değildir. Peki ya kehribar... Takılardan, satranç takımlarına, ev eşyalarına sayısız her türlü eşyada kullanılan bu taşın aslı esası nedir, nasıl oluşur, “kehribar oda”nın sırrı nedir? Bu soruların cevaplarını Moskova Türk Kadınlar Organizayonu’nun Başkanı Seden Sezer’in yazısında bulabilirsiniz. Taş olarak bildiğimiz kehribar aslında iğne yapraklı ağaç reçinesi yani çam sakızının milyonlarca yıl içinde sertleşip, fosilleşmesi ile meydana gelir.
Bu taşın en büyük özelliği ise çoğunlukla içinde böcek ya da yaprak kalıp olduğu gibi taşlaşması ve fosil oluşurmasıdır. Rusya’da çok bulunan ve değerlendirilen kehribar aynı zamanda Çarların ve Çariçelerin taşı olarak da bilinir. Özellikle sarı tonlarındaki kehribar en değerli ve beğenilenidir. Orta çağlarda kötü ruhları kovduğuna inanılan, canlandırıcı ve enerji verici olduğu, birçok cilt rahatsızlığına iyi geldiği düşünülen taşı zamanın Çar ve Çariçeleri öyle çok sevmişler ki ondan bir oda yaratmayı bile süşünmüşler. Bu oda öyle ki içinde herşey, hatta duvarlar ve pencereler bile kehribar taşından yapılmış. Bu Kehribar Odanın yani Yantarnaya Komnata’nın oldukça uzun ve maceralı bir öyküsü var. Odanın orjinal planları ilk olarak Prusya’da oluşmuş. 1699 yılında Kral Friedrich I Berlin’deki büyük kraliyet sarayını yeniletirken, kraliyet mimarı Andreas Schluter tarafından bu oda fikri öne sürülmüş ve Kabul edilmiş. Odanın yapımı Charlottenburg Kalesin’de devam ederken Kralın ölmesi ve yerine I. Friedrich Wilhelm’ın geçmesi ile proje rafa kaldırılmış ve unutulmuş. Ancak I.Peter bu odanın yapımı hakkında bazı şeyler duymuş ve 1716 yılında Fransa’ya giderken I.Friedrich Wilhelm ile buluşmuş ve bu projeyi Kunstkammer için almak istediğini belirtmiş. Kısa bir süre sonra I.Friedrich Wilhelm odayı I.Peter’e diplomatik bir hediye olarak yollamış.
Oda Rusya’ya geldikten sonra çok dolaşmış ve son olarak St.Petersburg’a kadar gitmiş. Orada yazlık saraya konulan odanın panellerini Çariçe Elizabeth tahta geçtiği zaman keşfetmiş ve kışlık sarayındaki odalarından birine kurdurmuş. Ancak burada yeterli kehribar olmadığı için ayna parçaları ile desteklenmiş. II. Friedrich 1945’de 4. bir panel yollayınca Elizabeth bütün parçaları bir araya getirterek başka bir odaya taşıtmış. 1755 yılında ise Parçalar yeniden sökülerek Katerina’nın sarayı Tsarskoe Selo’Da yeniden kurulmuş. Yine kehribarlar yeterli olmayınca sanatçı Ivan Belsky’nin yaptığı sahte kehribar tabloları ile birlikte kurulmuş. II. Katerina 1863 yılında boyalı panellerin yerine gerçek kehribarların konmasını istemiş ve bunun üzerine bir çok usta 4 yıl boyunca bu oda üzerinde çalışmış. 1770 yılında oda tamamlandığında 450kg kehribar kullanılmış. Oda 19.yüzyılda üç defa restore edilmiş. 1920lerde ve 30larda ufak tamiratlar yapılmış. Ana restorasyonun 1941’de yapılması planlanmış. Ancak 2. dünya savaşının ilk günlerinde Katerina Sarayındaki hazineler boşaltılmaktayken amber odasının kırılganlığı düşünülerek bunun olduğu yerde kalmasına karar verilmiş. Duvarların üzerine kağıt yapıştırılmış ve pamuk ve dolgu malzemesi ile kapatılmış. Alman birlikleri Tsarkoe Selo’yu işgal ettiklerinde bu panelleri söküp Koenigsberg’e göndermişler. Burada sarayın koridorlarında sergiye sunulmuş. Arkasından Koenigsberg müzesinde sergiye sunulmuş. Odanın son kez sergilendiği yer de bu müzedir.1944 de Almanlar geri çekilmeye başladığında oda yeniden parçalara ayrılmış sandıklara konulmuş ve bilinmeyen bir yöne gitmiş. O zamandan bu yana kayıptır. Bu konu hakkında bütün araştırmalar sonuçsuz kalmıştır. Eğer kehribar odası 2. dünya savaşı sonrasında kaybolmasaydı 2001de 300.yılını kutlayacaktı. Ancak bu birçok defa sökülüp yeniden kurulan, birçok yer gezen odanın hikayesi böylece bitmiyorç Kehribar oda orjinaline uygun olarak, birçok usta sanatçı tarafından yeniden Tserkoe Selo’daki Katerina Sarayında yapılır. Bir zamanlar Dünyanın Sekizinci harikası olabileceği düşünülen bu oda şimdilerde turistler tarafından yeniden gezilmeye başlandı. Kehribar ani ısı değişikliklerinden etkilenen bir taş olduğu için oda son derece dikkatli ve modern tekniklerle korunmakta. St. Petersburg’a yolunuz düşerse bu olağanüstü odayı ve içinde bulunduğu sarayı görmeyi ihmal etmeyin.
|