|
Moskova "müzeler şehri"dir. Sadece Puşkin ya da Tretyakovski gibi ünü dünyayı saran müzeler değil, özellikle eski Moskova sokaklarında hemen her köşe başında bir küçük müzeyle karşılaşabilirsiniz. İşte şehrin ilk akla gelen müzelerinden birkaçının Akın DURU'nun kaleminden tanıtımı:
Puskin Guzel Sanatlar Muzesi Tarihten günümüze Rus ve yabancı birçok nadide eserlere ev sahipliği yapan Pushkin Güzel Sanatlar Müzesi, Rusya’nın ender sanat mabedlerindendir. 1912 yılında mimar R.Klein tarafından tasarlanmış ve Moskova Üniversitesi profosörlerinden İ.Tsvetaev tarafından açılmıştır. Büyük çoğunluğu Rus hayırsever Y.Nechanev-Maltsev tarafından olmak üzere, halkın da bağışladığı eserler biraraya getirilerek kurulmuştur. 1937 yılında müzeye büyük Rus şair A.Pushkin’in adı verilmiştir. Sergilenen eserler arasında, tablolar, heykeller, gravürler, çeşitli eşyalar, arkeolojik buluntu ve bir takım madeni para koleksiyonlarından oluşan 500.000 parçadan oluşur. Bunların arasında Boticelli, Tiepolo, Poussin, Vatto, Bouche, Corot, Monet, Renoir, Cezanne, Van Gogh, Gougin, Mattise ve Picasso’nun eserleri de yer almaktadır. Tretyakov Muzesi Tretyakov Müzesi Rusya’nın en büyük müzelerinden birisi olup, Rusya’nın tüm tarihi eserlerine ev sahipliği yaparak 130.000’in üzerinde eseri sergilemektedir. 1856 yılında temeli atılan müze, tüccar Tretyakov’un 1892 yılında kendi kolleksiyonu olan 2000’e yakın tablo ve heykelleri Moskova şehrine bağıslamasıyla, müze olarak hayata geçmiştir. Müze, Lavrusinkiy ve Krymskiy Val olarak 2 ana binadan oluşur. Lavrusinkiy binasinda 18. ve 19.yuzyılın ilk yarısına ait ender ikonalara, zamanın mülki amirlerinin portlerine ve Rus ressamlarının eşsiz tablolarına rastlamak mümkündür. Ayrıca 19.yy ikinci yarısına ait büyük bir realizm dönemi kolleksiyonuna sahip olan bina, bazı sergilere ev sahipliği yapar. Krymskiy Val binasında ise, 20. yüzyılda Rus ressamları tarafından yapılan tablolar gösterime sunulur. Kuskovo Muzesi 18. yüzyıl sanat abidesi olarak kabul edilen Kuskovo Malikanesi, Şeremetyev kontları için yazlık olarak kullanılmak üzere inşa edilmiştir. Malikhanede, büyük resepsiyonlara, kutlamalara ve kalabalık düğünlere göre tasarlanmış ferah ve konforlu mekanlar bulunmaktadır. Başta gösterişli sarayı, İtalyan müzesi, eski kilisesi, kaya aranjmanı ve seralarıyla 20’ye yakın benzersiz sanat eseri günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Bina Fransız ve İngiliz tarzındaki bahçelerle çevrelenmiş olup, mermer heykeller, suni gölcük ve ağaçlarla süslenmiştir. Rusya’dan ve çeşitli ülkelerden getirilerek müzede sergilenen seramik, porselen ve cam eserlerin sayısı 33.000’i bulmaktadır. Bu sayı ile Kuskovo Malikanesi, Rusya’nın en çok esere sahip olan müzesi konumundadır. Cosmonautics Muzesi Bilindiği gibi 1957 yılında dünyanın ilk suni uydusu Rusya Federasyonu tarafından uzaya gönderilmiştir ve bugünkü uzay çağına atılan ilk adımdır. Bu tarihsel olaya istinaden 1964 yılında “Uzayın Fatihi” adı altındaki uzay eseri inşa edilmiştir. 1981 yılında açılan Cosmonautics Müzesi, bu eserin alt katına kurulmuştur. Binanin iç dekorasyonu mimari bakımdan çok etkileyici olup, uzay gemisi biçiminde yapılmıştır. Paslanmaz çelikten yapılmış ayna platformu, ışık sistemleri ve alçıdan yapılmış devasa kristal camlar ile ziyaretçilerin kendilerini uzayda hissetmeleri sağlanır. Ayrıca binadaki diğer uzay gemileri, sanki gerçekleri yapılıyormuş gibi büyük özen ve detayla inşa edilmişlerdir. Mutlaka görülmeye değer müzeler arasındadır. Kurtarici Isa Kilisesi Muzesi 1812 yılında, Kurtuluş savaşı sırasında Napolyon’un ordularına karşı kazanılan zaferi simgeleyen müze, aynı zamanda Rusya’nın en büyük ortodoks kilisesi olma özelliğini taşır. Katedral 1839-1883 yılları arasında, halkın bağışlarıyla oluşan bir fonla inşa edilmiştir. 1931 yılında Stalin’in emriyle yıkılan katedral, 1998’de tekrar inşa edilerek halka açılmıştır. Müze ile katedralin aynı bina içerisinde olması sebebiyle Moskova’da benzersizdir. Yıkılan katedralin paha biçilmez kalıntıları, üzerinde Kurtuluş savaşının kahramanlarının isimlerinin yazılı olduğu ve çarpışmaları anlatan levhalar ile katedralin yıkılışının ardındaki sırları belgeyen dokümanlar, müzenin en önemli parçalarını temsil eder. Ayrıca Moskova’nın panoramasını gözleme olanağı sağlayan 40 metre yükseklikteki bir platforma sahiptir. Uluslararasi Roerich Muzesi Nikolay Roerich’in küçük oğlu Sergei Roerich tarafından 1990 yılında kurulan müze; ailenin Rusya’ya bağışladığı eserlerin, 17. ve 19. yüzyıllara ait mimari bir şahaser olan ve Lopukhin’lere ait olan malikaneye yerleştirilmesiyle hayata geçmiştir. Müzede aile fertlerinin biyografisi ile birlikte, kendileri tarafından yapılan tablolar, arşiv niteliği taşıyan dökumanlar, özel eşyalar ve nadide parçalar sergilenir. Roerich’lere ait süsleme ve plastik sanat eserleri, müzenin diğer zenginliklerinden olup, en çok ilgiyi çeken eserlerdir. Binada ayrıca anfi ile optik tiyatro bulunmaktadır ve klasik müzik konserleri ile modern resim sergileri düzenlenmektedir. Eski Ingiliz Konagi 15. ve 17. yüzyılların benzersiz mimari eserlerinden olan Eski İngiliz Konağı, İngiltere kraliçesi I. Elizabeth ile Rus Çarı IV. İvan’ın, o zamanlarda 2 ülke arasında yakın ilişkilerin oluşmasıyla gündeme gelir. İlk etapta İngiliz Muscawy şirketi ile bu dönemlerde Moskova’nın ilk yabancı ülke temsilciliği olan İngiliz Konsolosluğu, binayı ortaklaşa kullanmıslardır. Daha sonraları, uzun süren restorasyon çalışmalarından sonra konak müze haline getirilmiş ve 1994 yılında ziyarete açılmıştır. Hazine dairesi, oda konserleriyle çesitli kıyafet balolarına ev sahipliği yapmaktadır. Tsaritsino Muzesi Tsaritsino Müzesi, II. Katerina’nın talimatıyla, Rus mimar V.Bazhenov tarafından Neo ve Pseudo – Gotik stilinde inşa edilmiştir. Çevrede, çeşitli tepelere yerleştirilmiş kırmızı tuğladan inşa edilip, beyaz tuğlalarla süslenen saraylar, pavyonlar, köprüler ve kapılar bulunur. Günümüze kadar nerdeyse hiç bozulmadan ulaşan “Süslü Köprü”, malikane ile romantik parkı birbirine bağlar. Müze çevresinde bulunan orta ve kücük saray, II. ve III. süvari binaları, sergilere ev sahipliği yapar. Opera evinde ise klasik müzik konserleri düzenlenmektedir. Lev Tolstoy Muzesi 1828 yılında doğan, ünlü Rus yazar Lev Tolstoy’un ve ailesinin yaşadığı malikane olan Lev Tolstoy müzesi, tarihten günümüze kadar hiç bozulmadan ulaşmıştır. Bu malikanede Tolstoy’ların özel eşyaları, resimleri, yazarın müsvedde kağıtları, kitapları, çalışmaları, mobilyaları ve kütüphanesi ziyaretçilere sergilenmektedir. Malikane çevresinde 18.yüzyıldan kalan çiftlik evi ve büyük bir bahçe bulunur. 1870-1900 yılları arasında ekildiği tahmin edilen, yaklaşık 40 hektarlık meyva bahçesi ile orman görülmeye değerdir. 1910 yılında ölen Tolstoy, “Yeşil Çubuk” olarak adlandırılan yere gömülmüştür. Marina Tsvetaeva Edebi ve Sanat Muzesi Müze binasi, biçimi ve yapılış planı ile önemli özelliğe sahiptir. Hem Rusya’ya özgü şiirsel atmosferi vardır, hem de edebiyat ve sanat içerikli bir görünüme sahiptir. Rus şair Marina Tsvetaeva, 1915-1917 yılları arasında burada bulunan 2 ahşap evde yaşamıştır ve kendisine ait eşyalar ve şiir müsveddeleri sergilenmektedir. Müzede yaklaşık 20.000’e yakın eser sergilenmektedir. Marina Tsvetaeva Müzesi her sene birçok festivale ev sahipliği yapar. Bunların en cok ilgi görenleri, Tsvetaeva’nın şiirlerinin sergilenmesi ve uluslararası konserlerin gerçekleşmesi ile yapılan festivallerdir. Arkhangelskoye Muzesi 1809 yılına kadar Golitsyn Kontlarına ait olan malikane, 1810 yılından itibaren Kont N.B.Yusupov’un mülkiyetine geçmiştir. Sarayın inşaatı ve süslemeleri Gern, Trombar, Pettondi, Gonzag, Bove ve Klein gibi mimarlar tarafından gerçekleştirilmiştir. 17. ve 19. yüzyıllarda, Batı Avrupa’nın önde gelen ressamlarından A.Van Dyke, D.B.Tiepolo, F.Bushe ve G.Roger’in tabloları da yer alır. Sergilenen diğer eserler arasında, bronz sanat eserleri, saatler, mobilyalar, Yusupov porselen fabrikasinin imzasini taşıyan ürünler ve 17. ve 19. yüzyıl Avrupa üreticilerinin eserleri bulunur. Ayrıca MÖ 7.yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına tarihlenen heykel kolleksiyonu da burada ziyaretçilerle buluşur. Eşsiz kitap kolleksiyonu ise 16. ve 19. yüzyıllarda Rusya ve Batı Avrupa’da basılmış 16.000 ciltten oluşur. St. Basil Katedrali 1555-1561 yılları arasında inşa edilen St. Basil Katedrali, 1552 yılında Kazan Khannate’nin fethine ve kazanılan zafere adanmıştır. Zamanın Rus Çarı Korkunc İvan, Barma ve Postnik adındaki iki Rus mimara emir vererek katedralin yapılmasını buyur etmiştir. 1588 yılında 9 adet kilisesi olan katedrale, halk tarafından “Deli Medyum” olarak tanınan Vasiliy’in mezarının üstüne, 10. kilise inşa edilmiştir. Katedralin taslağı derin dine bağlı olarak yapılmış ve yeni ve modern Jerusalem’i sembolize ettiği öne sürülmüştür. Oval biçinminde olan 8 kuleler, 8 kenarlı yıldızı ve aynı zamanda, İsa’nın yeniden dirilişinin Yahudi takvimine göre 8. günü olması sebebiyle büyük önem taşır. Katedralin duvarları arasında 1970 yılında restorasyon çalışmaları sürerken tesadüfen ortaya çıkarılmış, 16. yüzyıla ait ikonolara rastlanmıştır. Katedralle ilgili diğer ilginç bir olaysa, Napolyon Moskova topraklarına geldiğinde, St Basil Katedralini çok beğenmiş ve binayı Paris’e taşımak istemiş ama teknolojik olumsuzluklar sebebiyle son olarak katedrali yerle bir etmeye karar vermiş. Barut fıçıları fünyeleri ateşe verilmiş, ama bir anda inanılmaz bir yağmur yağmaya başlamış, fünyeleri söndürmüş ve patlamayı önlemiş. Bu hayret verici olay sonucunda Napolyon kararından vazgeçmiş ve katedral sağlam kalmayı başarmış. Polytechnical Muzesi Polytechnical Müzesi Moskova’nın en eski müzelerinden birisi olup, dünyanın hatrı sayılır müzeleri arasındadır. Moskova Üniversitesi profosörleri ve araştırmacıları tarafından, Rusya’da köleliğin kaldırılmasından sonra 1872’de açılmıştır. Ayrıca Moskova devleti çalışanları, endüstri ve ticaretle uğrasan kişiler ile halkta daha sonraları müzeye destek vermişlerdir. Büyük çapta toplanan bir fon sayesinde, müzenin iç taslağı ve inşaası tamamlanmıştır. İçerisinde meşhur galerileri olan müzede, 160.000’e yakın teknolojik araç-gereç sergilenmektedir.
|