|
“Senelerce, renk, dil, din, ırk ayrımı yapılmadan hepimiz beraber yaşadık bu topraklarda. Ne saç renginden, ne dilinden ne de dininden dolayı bir ayrımcılık vardı aramızda. Nice aşklar yaşandı, kaç nesil yetişti bu farklı toplumlar arasında” diyor görmüş geçirmiş, yaşlı bir üniversite hocası. Sesi buruk bir o kadar da düşünceli, gazetedeki haberi öğrencileriyle paylaşıyor “...Irkçılar can almaya devam ediyor, otuz beş bıçak darbesi sonucu bir Tacik vatandaşın hayatını kaybetmesinin ardından Ermeni bir vatandaş da bıçaklanarak öldürüldü...”
“Bundan 5 sene öncesine kadar ne 20 Nisan bilirdik, ne ırk, ne renk ayrımı. Nisan ayında bildiğimiz tek tarih 22 Nisan, Lenin’in doğum günüydü. Oysa bugün, Alman faşist lider Adolf Hitler’in doğum günü olan 20 Nisan’ı bahane bilen “dazlaklar” Moskova sokaklarında, metrolarda, “slav” ırkına benzemeyen, esmerler başta olmak üzere yabancılara saldırıyorlar, öldürüyorlar, işyerlerini dağıtıyorlar. Kafalarını kazıtarak üstüne “beyaz güç” yazdıran bu gençlerin faşizmin ne demek olduğunu bildiklerinden dahi şüpheliyim. Adolf Hitler yönetimindeki nasyonal-sosyalizmin temsil ettiği aşırı milliyetçi, antidemokratik ve antikomünist bir ideolojiye sahip bu gençler, sosyal darvinizm de olarak adlandırabileceğimiz “en iyinin ayıklanması ve egemenliğine dayalı toplum anlayışı” doğrultusunda ve dış güçlerin etkisiyle kendince bir terör yaratmaya çalışıyorlar” sözleriyle konuşmasına devam eden yaşlı hoca Rusya’nın nereye doğru gittiğini öğrencileriyle sorgularken sesindeki burukluk gözlerine yansıyordu. Rus mutfağı gibi çevresindeki etnik toplumlarla bir bütün haline gelen Rus toplumunda, ögelerden bir tanesinin bile olmaması Rusya’yı nasıl hızlı bir parçalanma sürecine sokacağı ve bunun da bazı güçlerin ekmeğine nasıl yağ süreceği ortadadır. 20 Nisan’ın kışkırtılmış etkilerinin her geçen sene kendisini daha fazla gösterdiği Moskova sokaklarında ve metrolarında özellikle bugün siz de tedbiri elden bırakmayın.
|