|
Henüz üç aylık Moskovalı olan okurumuz Bilge Çetinkaya Sahutoğlu, geçen hafta sitemizde yayınlanan ve ilgi gören yazısının ardından bu hafta da Rusya denilince ilk akla gelen konulardan birine, “önyargılar”a değiniyor. “Alışmak ne kadar pozitifse, yadırgamak ve önyargıdan kurtulamamak da bir o kadar negatifliği çağrıştırır” diyen Sahutoğlu, “Birkaç örnek versem de, ya hemfikir olsak da birbirimizden zıt düşünsek ama yine de bu düşünceyi kendimizce bir değerlendirsek.” diye devam ediyor ve kısa Moskova yaşamı boyunca karşılaştığı önyargılardan örnekler veriyor...
Tabii ki konumuzun içinde yine Moskova olacak, artık buralıyız. Geçici olarak belki, ya da daimi. Ama bulunduğumuz yer yaşamımızdır fikrinden yola çıkarak ne derece yadırgadık ya da alıştık biraz kendimizi dinleyeceğiz simdi. Her ülke farklı bir ruh taşır. Bence bu ruhu hissetmek için havaalanları iyi bir ilk baslangıç noktasıdır. Çalışanların, profesyonelliğin gerektirdiği kalıp davranışları haricinde, havaalanı atmosferinde, ülke insanı bakış açısını sentezlemek için ilk firsat belirir. Mısır Kahire havaalanına indiğimde, bolca çanta yükünün arasında açıkta taşıdığım bir dergi de vardı elimde. Bavulları tekerlekli taşıma arabasına yükleyince rahatlamış dergiyi de bavulların üstüne özensizce bırakmıştım. Ben dikkat etmesem de güvenlik görevlilerinin ilgisini çekmiş ki beni durdurup dergiyi olduğu yerden alıp içine dışına bir baktılar, kendi aralarında gülümseyip konuştular fakat birkaç kelimelik Mısır Arapçam maalesef ne olup bittiğini anlamama yeterli olmadı. Ama Allah’tan işaret dili diye bir şey var da dikkatlerini çeken ve benimle ilgili esprili konuşmalara sebep olanın, meğer ki dergi üstündeki yarıya kadar çıplak olan erkek resmi olduğunu anlayabildim. Kapağı öyle görünce herhalde içine de bakma gereği duyuldu başka daha neler var diye (!). Sadece bir haber dergisiydi bırakın magazini.. Böyle bir olayı Moskova’daki herhangi bir havaalanında yaşamanız olasılıklar dahilinde değil. Ama Rusça bilmiyorsanız hatta ilk defa geliyorsanız dayak yemişe dönmek ihtimaller arasında. Soğuk bir akım olabilir siz ve görevliler arasında- ülkeye turist geldi, döviz, güleryüz duyguları Türkiye’deki gibi esas değildir. E, bu son cümleden de çıkardık mı Türkiye havaalanı karakteristiğini, şimdi gelelim asıl konumuza. Bu gözlemlerden sonra o ülke bütününün genel ruhunu duyumsarız. Sonrası da size kalmış. Artık içerdesiniz, oflayarak puflayarak mı geçirmek istersiniz, yoksa gözlemleyip, varlığınıza bir şeyler katarak mı? Ben madem ki kendimdem örnekler vererek yazıma başladım öyle de devam edeceğim. Benim, çevremde duyduğum önyargılarla: -Ya, bal yok burada, bunların balı şekerli bir şey, biz bundan yemeyiz. Olur mu canım globalleşen dünyada üstelik Moskova’da bal olmaması, hele ki binbir çeşit ithal ürünlerin bulunduğu süpermarketlerde? Bırakın marketlerdeki balı, bal fuarı bile var; şekerli mi istersin petek bal mı istersin? Hangi çiçeğin balını istersin? Anlatmaya zaman yetmez… -Ne yemek yapacağımızı şaşırıyoruz burada, sebze bulamıyoruz sebze! Türkiye ile karşılaştırıldığında pahalı olmasının haricinde benim yok diyeceğim bir şey olmadı şu ana kadar. Acaba mutfakla yeni haşır neşir olduğum için midir? Şaka bir yana da, benim neyin nerde olup nasıl yazıldığını bilmedigim zamanlar da oldu tabii, az kalsın şikayetçi olmaya başlayacaktım… Ben yaraları fazla deşmemek için örnekleri kısa keseceğim ama siz arttırın, azaltın bu örnekleri, beklentilerinize göre. Ama hayat da öyle bir şey zaten, ya hep yaraları saracağız, ya da yeni yaralar açacağız; önyargılarımıza, yadırgama saplantımıza göre ya da… Not: Ben son üc aylık araştırmam sonucunda, konuyla ilgili bloglarda Moskova’da bulunmadığı söylenen, A dan Z’ ye tüm takı tasarım malzemelerini de buldum laf aramızda…
|