|
Sitemizdeki ilk yazısı büyük ilgi gören psikolog Kadriye Saraçoğlu, ikinci yazısıyla tekrar "Merhaba" diyor: Sizlerle paylaşmak istediğim konular çok, sırasını da ilham ve istek üzerine belirmeye karar verdim. Bu hafta ilhamla yola çıkarak sosyal dayanışma ve iyi insan ilişkilerinin ruh sağlığındaki önemine değinmek istedim. İlhamı da geçen hafta katıldığım MTKO (Moskova Türk Kadınlar Organizasyonu) toplantısından – belki lezzetli aşurenin de etkisiyle- aldım, kendilerine teşekkür ederim.
Ortam değiştiren, özellikle yurt dışına uzun süreli göç eden kişiler yeniliklerin yani sıra birçok zorlukla da karşı karşıya kalırlar. Yeni bir sosyal ağ kurma gereksinimi, daha da doğrusu zorunluluğu bunlardan birisidir. Gidilen toplumun içine girip, entegre olmak belli bir zaman ister ve özellikle dil sorunu da varsa ilk başta bir alternatif oluşturmaz. Kültürel açıdan benzer olan, ayni ülkeden gelen, kader çizgileri yakın olan kişilerin arayışına girmek, yeni bir sosyal ağ kurma çabası doğrultusunda atılan ilk adımlardandır.
Bu açıdan MTKO örneğinde olduğu gibi, yeni ortamda kolay ulaşılabilecek, bir nevi kurumsallaşmış ve çok yönlü sosyal imkânlar sunan organizasyonların varlığı, bu arayış sürecini kısaltıp, kolaylaştırabilir. Sonuçta adaptasyon çok boyutlu ve her kişinin kendi başına geçeği bir süreçtir. Sosyal ağın olması adaptasyon sürecini kendiliğinden çözmez, ama destekler.
Peki, sosyal ağ sağlık için neden bu kadar önemli?
Yapılan bilimsel gözlemlemelerde sosyal izolasyonun vücutta enzim üretimini yavaşlattığı ve stres hormonunu arttırdığı tespit edilmiştir. Bu durum kendisini ilk başlarda uyku bozukluğu, korku ve sinirlilik gibi hallerde gösterir. Uzun vadede ise psikosomatik rahatsızlıkların yani sıra kalp ve damar hastalıklarına da yol açabilir.
Yukarıda bahsettiğimiz biyokimyasal değişikliklere somut izolasyon (Kişinin toplumdan ve insanlardan aşırı derecede uzaklaşıp, yalnız kalması; uç örneği Robinson Kruso) dan çok soyut izolasyon yol açar. Yani buradaki belirleyici faktör “yalnız kalmak” değil “yalnızlık duygusunu yaşamak” oluyor.
Örneğin günlük hayatında birçok insanla diyalog içerisinde olmasına rağmen, kendisini yalnız hisseden kişiler bu riziko grubuna girmektedir. Bu anlamda ilişkilerin çokluğundan çok kalitesi önem taşımaktadır. Kalitenin boyutunu belirleyen de, o kişinin değer yargıları ve bireysel yapısıdır (karakter). Hatta “kalitesi” olmayan ilişkiler sağlığa önemli ölçüde zarar da verebilmektedirler.
Bu anlamda iyi ve güzel ilişkilerden oluşan bir sosyal ağ insanlar için kaçınılmaz bir gereksinimdir. Bu ihtiyacın gereğince tatmin edilmemesi vücutta birtakım olumsuz biyokimyasal değişiklere yol açarak, hastalıklara zemin hazırlar. Bu ihtiyacın yeterince tatmin edilmesi ise mutluluk hormonunun (Serotonin) salgılanmasını arttırır.
Sevdiklerinize iyi bakin Kadriye Saraçoğlu
Mail:
Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
http://www.psikoterapi-moskova.com
4.2.2010 |