Çiçeği burnunda bir Moskovalının not defterinden..

Bugün MoskovaLife.Com’da yeni bir “yazı dizisi” ya da “dizi yazı” başlıyor. “Eş durumundan” Rusyalı olan bir Türk, AYSUN YANGIN, St. Petersburg’dan başlayıp Moskova’da devam eden macerasını, bazen güldürüp bazen düşündürerek, ama hepimizin hayatına teğet geçerek anlatıyor. Kendisine “MoskovaLife.Com’a hoşgeldiniz” diyor, ilk yazıyı sizlerle paylaşıyoruz. Devamı gelecek!

1- Nasıl mı buradayım? Kısaca anlatayım.

Herşey, 2012’nin puslu bir iş gününde -ki tüm iş günlerini bu kadar özleyeceğimi bilmediğimden pusluydu o zamanlar- şimdiki eşim, o zamanlardaki yeni iş arkadaşımın, beni bir damacanayı sebile yerleştirmeye çalışırken görmesiyle başladı. Evet evet, dar eteğim, topuklu ayakkabılarım ve daima yapılı saçlarımla damacanayı tek hamlede kaldırıp sebile yerleştirebiliyorum.
-Hayır, 65 kiloyum ve 1,73cm boyum var :)

Eşim o gün “İşte bu kız” demiş. İki yıl gecikmeli de olsa birlikteliğimiz başladı ve 2015 yılında evlilikle taçlandırdık. Balayımızı -nasıl olduğunu anlayamadığım bir şekilde- Moskova ve St.Petersburg’da geçirmeye karar verdik. 15 Haziran’da başlayan seyahatimiz 23 Haziran’da son buldu. “Burada heryer Nişantaşı” hissi, müze gezer gibi gezilesi metro istasyonları, parklar, bahçeler ve korunmuş tarihiyle birbirinden güzel iki şehir… Seyahatimizi bu sözlerle özetleyebilirim.

Eşimin, her günün sonunda “Beğendin mi bu şehri?” sorularından geleceğimizle ilgili planlarını o günden yaptığını anlamak fazla sürmedi ve bir buçuk yıl sonra Rusya’da çalışan bir Türk firmasından aldığı teklifle hayatımızın seyri değişti. Bu arada kendisi daha önce yaklaşık 5 yıl Moskova’da çalışmış ve burayı çok seven biri.

Bizim Rusya maceramız Moskovayla başlamadı. İlk seferimizi St.Petersburg’a yaptık ve göz kapaklarımızı titreten -22 derece hava sıcaklığından, yazın hiç gelmeyişini izlediğimiz tam 10 ayımız geçti bu güzel şehirde. Soğuğa rağmen çok sevdik bu şehri. Caddelerinde keyifle yürüdük, hatta bir ara ev almak istedik:) onu da detaylıca anlatacağım sonra.
Evet, bende eşi mühendis olan ve zorunlu ev hanımlığına terfi etmiş biriyim. 30 yaşındayım, bir kedim ve oradan oraya taşıdığım beş bavulum var.

Bu yazı dizisinde sizlere; St.Petersburg’dan Moskovaya uzanan zorlu göçümüzü, bir Türk olarak Rusya’da yaşamımı nasıl kolaylaştırdığımı ve burayı nasıl ve neden bu kadar sevebildiğimi anlatacağım.

DEVAM EDECEK

Share Button