Bir kediyle Rusya’ya nasıl geldik?

AYSUN YANGIN’ın kaleminden Rusya maceraları devam ediyor:

Moskova’ya gelince günlerdir yaşadığımız sıkıntılı günlerin geride kalacağını düşünmüştük. Neden öyle olmadı biz de bilmiyoruz. Konunun benim bavullarla alakası yok, rica ediyorum öyle düşünmeyin :)

Arabadaki eşyaları Domodedova’da oturan yakın bir arkadaşımıza bırakmadan önce biricik Miyuw’umuzu merkezde bir kedi oteline bırakmak zorunda kaldık. Çünkü arkadaşımızın eşi hamileydi ve biz ne kadar bir zararı olmayacağını bilsek de riske edemezdik.

Otel camlı odalardan oluşuyordu ve bütün kediler diğerlerini rahatlıkla görüyordu. Maalesef bu durum Miyuw’un psikolojisini darma duman etti. Bebekliğinden bu yana başka bir kedi görmemiş, beni ve eşimi yetişkin kediler olarak gören Miyuw, yanında “Scottish Fold” cinsinden kulakları kesik kediyi görünce korkudan 4 gün boyunca yuvasından çıkmadı.

Miyuw’u Türkiye’den St.Petersburg’a götürürken o kadar araştırma yaptık ki girişte hiç sıkıntı yaşamadık bu nedenle. Yolculuktan iki gün önce, ikamet ettiğimiz ilçenin “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına” kedi, pasaportu ( en az 2 ay önce kuduz aşısı olmalı ve çip takılmış olmalı) ve bir miktar nakitle gidip başvuruyorsunuz ve size bir evrak veriyorlar.

Bu evrakla ve kedi pasaportuyla Rusya sizi kabul ediyor. Fakat kediyi bir şehirden diğerine götürürken de elimizdeki evrakı veterinere götürüp başka bir evrak almamız gerektiğini biz nereden bilelim. Meğerse kedinin ikamet adresini değiştirmeden çıkaramıyormuşuz. Tam 4 gün boyunca, günde 500 kilometre yol yaparak bir çözüm aradık. En sonunda bir belediye veterinerliğinde bize istediğimiz evrakı verdiler ve memlekete döndük. Şansımıza Miyuw 4 gün boyunca oldukça az yemek yediği için kabıyla birlikte 8,4 kg çıktı da kabin içerisinde bizimle seyahat edebildi. Diğer türlü kargo bölümüne vermek zorunda kalıyoruz ve mecburi sakinleştirici bir ilaç veriyoruz.

Türkiye’de “Yok yok biz fazla kalamayız, bugün yarın vizemiz çıkacak” diye diye tam iki ay geçirdik. :) Ne memlekette kalabildik, ne adam akıllı bir tatil yapabildik, ne de kendi evimize sığabildik. Beklemek gerçekten çok zormuş, epey iyi anladık. Çok şükür iki ay sonra vizelerimiz çıktı.
Bizimle benzer durumu yaşayanlar bilirler, Rusya’da garanti iş diye bir şey yoktur. Varsa da bize pek denk gelmedi. Bu yüzden de işin devamlılığını bazen 5-6 ay, bazen de 1 yıl içerisinde kestirebilirsin. Neden Türkiye’deki garanti işimizi bırakıp burada belirsizliklerle mücadele ediyoruz derseniz, seviyoruz bu ülkeyi diyebiliriz. Elbette kazancımızın da etkisi var, fakat biz karı koca Türkiye’de de toplamda benzer bir rakam alıyorduk. Burada kendimizi özgür hissetmeyi seviyoruz. Neden kendi ülkemde özgür değilim inanın bilmiyorum. Belki bir kadın olarak son dönemlerde üzerimizde hissettiğimiz baskıdan, belki haftasonları nefes alacak yerimiz kalmayışından, belki tabularımız, korkularımız ve bunun gibi bir sürü şeyden.

Buraya gelmeden önce herkes sizi “Ruslar sinirli ve kaba insanlar” diye uyarıyor. “Hastaneye gittim şöyle fırça attı, markette kasa görevlisi böyle bağırdı, yolda üstüme atladı” gibi şehir efsaneleri de mevcut buranın insanlarıyla ilgili.

Eşim 6 yıl, ben 1 yıldır buradayım ve henüz böyle biriyle karşılaşmadık. Siz nazik bir şekilde ve güler yüzle bir şey soruyorsanız, onlar da size ellerinden geldiğince yardım ediyorlar. Bazen bir şeyi anlatırken sanki kızıyorlarmış gibi davranıyorlar ama yardım etmek için ne kadar çabaladıklarını görüyorsunuz.

Bugüne kadar gördüğümüz- kokoş hallerinden ötürü yaşlı demeye dilim varmayan- tüm teyzeler gözümüzün içine onlara selam vermemiz gerektiğini hissettirir bir ifadeyle baktılar ve biz her seferinde hiç tanımadığımız, belki de hayatımızda bir kere göreceğimiz birine içtenlikle selam verme keyfini yaşadık.

Share Button