Kısmetse Moskova’ya yerleşeceğiz!

AYSUN YANGIN Rusya maceralarını keyifli üslubuyla anlatmaya devam ediyor:

Moskova’ya yerleşmek üzere gelişimiz belirsizliklerle doluydu. Belki de 1-2 hafta kalır sonra ülkeye kesin dönüş yaparız diyorduk. Çünkü eşim bu sefer daha önceki tecrübelerinin aksine orta ölçekli bir firmada çalışmayı tercih etmişti ve Türkiye’de iki ay vizeyi beklememiz firmaya olan güvenimizi epey zedelemişti. Çok şükür korktuğumuz gibi olmadı ve biz yerleşme kararı alabildik.

St.Petersburg’a yerleşirken evi eşim tek başına kiralamak zorunda kalmıştı. Bana fotoğraflarını gönderiyordu ve bazen canlı bağlanıyordum. Bu süreç bizim için o kadar zor oldu ki; 4 yıldır Rusça konuşmayan eşim, bir yandan kısa sürede dilini geliştirmeye çalışıyor, bir yandan ortama alışmaya çalışıyor, bir yandan da benim istediğim gibi bir ev bulmaya çalışıyordu. Tabi ben onun burada yaşadığı sıkıntıları anlayamadığımdan biraz kapris yapmış olabilirim. :) Yok onun davlumbazı yok, bu çok küçük, bütün gün evde televizyonla dip dibemi yaşayacağım, bu şirkete uzak diye diye eşimi ufak çaplı çıldırtmış olabilirim ama inanın çok pişmanım.

İstanbul’daki evimiz orada uzun süre kalmayı planlamadığımız için küçük bir evdi. Bende burada daha büyük olsun, nasıl olsa kirayı şirket ödüyor diye düşündüm. Tabi bunun önemli olmadığını zamanla anlıyorsunuz. Gittiğiniz yerde çift olarak ev tutma, eksikleri giderme gibi şeylere ne kadar az zaman ayırırsanız gezmek ve kısa sürede adapte olmak için o kadar çok zamanınız kalıyor. Ünlü Türk tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın “ Dünyayı görmeden hiçbir şey ifade edemezsiniz. Mektebi bitirir bitirmez evlenip mobilyacı dükkanı gezeceğinize, dünyayı gezin derim.” tavsiyesi tamda bu konuyla alakalı sanırım. Evet, sonuç olarak güzel bir evim olsun, misafirlerimi çeşitli “sunum tabaklarımla” ortalarından çatlatayım bende isterim. :) Ama şuanda bundan daha fazla önemsediğim bir şey var. O da burayı tarihiyle, insanlarıyla, iyisiyle ve kötüsüyle yaşamak. Belkide hayatım boyunca bir daha elde edemeyeceğim bir fırsat bu benim için.

Moskova’da aynı hataları yapmadık. Evimizin konumu bizim için önemliydi ve öncelikle onu belirledik. Merkeze ve eşimin işine uzaklığını hesap ettik. Ardından evi bir kere gördük. “İyi bir temizlikle yaşanabilir iyi bir ev” dedik ve ertesi gün taşındık. Tabi benim evi temizlemem tamı tamına iki hafta sürdü ama olsun. Ömrümde bu kadar pis bir evle karşılaşmadım. Bu konuda önceki ev sahibimizin ahını aldığıma inanıyorum. St.Petersburg’daki evimizden ayrılırken ev sahibi bizden temizlik gideri adı altında bir ücret talep etti. Tabi eşim bunu bana evi temiz bırakmamışız şeklinde anlatınca evden ayrılmadan bir gün önce yaptığım temizliği beğenmediklerini düşünüp ufak çaplı bir sinir şeysi geçirmiş olabilirim. Adam ne dediyse ikna olmadım. Zavallı ev sahibimiz de baktı ki beni ikna edemeyecek, vazgeçti. Tabi buraya taşınınca ne demek istediğini temizlik yaparken soluduğum çeşitli kimyasal maddelerden ciğerlerimde hissettim. Bir fırını temizlemek 2 saat sürer mi, bir önceki kiracıya”Arkadaşım şu tezgaha herhangi bir bez yanlışlıklada mı değmedi?” diye sormayı çok isterdim. Eşime “Arayalım eski ev sahibini ne kadar istiyorsa gönderelim” desemde aramadı. Beni utancımla baş başa bırakmayı istedi galiba. Bu arada eski evimiz gerçekten pırıl pırıldı. Adam o parayı sonuna kadar hak ediyordu. Umarım bana hakkını helal ediyordur.

Share Button