Bitmeyen Moskova dertleri: Yine bir vize değişimi!

AYSUN YANGIN, Rusya notlarını aktarmaya devam ediyor: Moskova’ya tam yerleşmiştik ki bir vize değişimi daha geldi çattı. Eşimle epey endişeli bir şekilde tuttuk Türkiye’nin yollarını. Maalesef en son vize değişimimiz iki ay sürmüştü. Çok şükür kısmen korktuğumuz gibi olmadı. Eşim üç gün sonrasında döndü, ben de tam bir ay vizemin çıkmasını bekledim. :)

Buraya gelirken kısa sürede vize değişimi için döneceğimizi biliyorduk bu yüzden Miyuw’u İstanbul’daki evimizde bıraktık. Ablam bakıyordu ama Miyuw kendisinden ve bizden başkasını seven bir kedi olmadığı için epey zor günler geçirdiler. Sürekli “kıh”lamış ve yanına kimseyi yaklaştırmamış. Biz gittiğimizde eşime kendisini sevdiriyor bana da kıhlıyordu. Resmen trip atıyordu yani. Hatta ilk gece (Türkiye’ye eşimle ben bir gün arayla gidebildik) yatağımın başucuna gelip kıhlayıp kıhlayıp beni uyandırıyordu ve gidiyordu. Korku filmi gibiydi. :)

Uzun süreli ve davetiyeli vize işlemleri genellikle acenteler aracılığıyla yapılıyor. Bu sefer biz bu sürecin nasıl işlediğini öğrenebilmek için kendimiz yapalım istedik. Araştıracak ve uğraşacak vaktim çoktu çok şükür. :)

Eşim Moskova’daki süreci bir acente aracılığıyla takip etti, davetiye çıkınca İstanbul’a gelecek bir uçakla hiç tanımadığı birine evrakı teslim etti. Onlar da sağ olsunlar götüremeyiz dememişler hiç. Bende bekletmemek için uçak inmeden önce dış hatlar çıkış kapısında elimde evrakı getirecek kişinin isminin yazılı olduğu bir kağıtla bekledim. Tabi eşim de ben de diken üstündeyiz aman bir sorun çıkmasın diye. Nihayet davetiyemi teslim aldım ve iki adet biyometrik fotoğrafım (35X45mm), pasaportum, bir miktar dolar ve TL cinsinden para ve davetiyemle vize başvuru merkezine gittim. Bir form doldurmamız gerekiyordu ama ben bulamadığım için 20 TL karşılığında orada doldurttum. Bunları teslim edip ertesi gün pasaportumu aldım. Bir gün sonrasında da yine bir büyük bir küçük bavul ve Miyuw’la düştük yollara.

Tombik bir kediyle yolculuk yapmak maalesef epey zor. Çünkü kedinizi yanınıza alabilmeniz için kabıyla birlikte 8 kg olmalı. Fakat bizimki kabıyla birlikte 9’u geçiyor. Büyük endişelerle ve yolda hatim indirecek kadar fazla duayla vardık havalimanına. Kedisini yeni kaybetmiş, tatlı mı tatlı bir kadın görevliye denk geldik şansımıza. Miyuw’un fazla gelen bir kaç gramını(!) görmezden geldi ve bizi uçağa bir Pollyanna mutluluğuyla gönderdi. Ayrıca ettiğim dualardan mıdır bilmem yanımdaki iki koltukta boştu. :) Tam yerimize yerleşmiştik ki karşı çaprazımda aynı görevliye denk geldiğini düşündüğüm iki kedili bir kadın daha gördüm. Uçuşlarda kabin içerisinde üç kediye yer yok maalesef. Görevliler gidiyor geliyor. Bize sorular soruyor. Benim kutuya bakıp orada bir kedi mi var iki kedimi diye soruyorlar. :) Miyuw kutuyu öyle bir kaplıyor ki gören üç kedi var bile diyebilir.

Tabii ben bu sürede dua etmeye ve şirin görünmeye özen gösteriyorum. Çünkü diğer kadın daha şirin görünürse gitti bizim kedi kargo bölümüne. Neyse ki diğer kadının iki kedisi var ve her türlü uçaktan iki kedi çıkarmak zorundalar. Tabii kadını ikna etmek epey zor olsa da alıyorlar onunkileri. Diğer kadın bir Rus ve kedilerini benden daha kolay teslim alabilir diyorum. Bu düşünce rahatlatıyor bir nebze. Ben kadına üzülmüş gibiyim ama içten içe de seviniyorum. Karışık duygular işte.

Share Button