“Rusya mı? Ne yapacaksın kızım orada?”

“Eş durumundan” Rusyalı olan bir Türk, AYSUN YANGIN, “Çiçeği burnunda bir Moskovalının not defteri”ne yazmaya devam ediyor.
St. Petersburg’dan başlayıp Moskova’da devam eden macerasını, bazen güldürüp bazen düşündürerek, ama hepimizin hayatına teğet geçerek anlatıyor. İşte dizinin ikinci yazısı:

“Rusya mı? Ne yapacaksın kızım orada?”

St.Petersburg’a gidiş maceramız eşimin iki ay öncesinden gidip, etrafı kolaçan etme :) ve işin devamlılığını ölçme hamlesiyle başladı. Bu sürede ev tuttu ve işe alışmaya çalıştı. Kedi bende kaldı tabii ki :)

Bu sırada ben çalıştığım şirketle yapmış olduğum sözleşmemin bitmesini bekliyordum. 2016’nın Aralık ayında (yılbaşına 5 gün kala) eşim bir hafta sonu Türkiye’ye gelip beni, 5 bavulumu ve biricik yavrumuz “Miyuw” umuzu aldı. Eve yerleşme, yılbaşı telaşı, etrafa alışma derken resmen Ocak ayını bitirdim. Bu arada bavullarda ne vardı diye merak edenlere; kenarı işlemeli çeyizlik havlularım, yine çeyizden saten çarşaf takımım, kınada başıma taktığım kırmızı duvağım, iki adet masa örtüsü, bir kaç tane patik ve her gün de yıkansak yıpranmayacak kadar fazla lif. Buna benzer bir sene sonrasında Türkiye’ye geri götürdüğüm şeyler işte.

Yoğun geçen bir aydan sonra 11 ayın daha olduğu ve yapacak işimin olmadığı, acı bir gerçek olarak çarptı yüzüme. Eşim sabah 07:40’da evden ayrılıyor akşam 20:40’da gelebiliyordu ( malum şantiye ortamı ). Hayatım boyunca hiç 12 saatten daha fazla zamanımın olduğu bu kadar fazla gün geçirmedim. Önceleri çeşitli hobiler edindim. Örgü örmek gibi. Her gün düzenli olarak evde pilates yapıyordum, gerçi hala yaparım. Fakat bir süre sonra hala çok zamanım vardı. Ben de tabiki de en keyifli olan şeyi yaptım, alışveriş! :)

Eşimin işine yakın bir ev tuttuğumuz için en yakınımda marketler vardı, AVM’ler 10 dakika yürüme mesafesindeydi ve hava sıcaklığı -20 ile -23 arası değişiyordu (hissedileni söylemiyorum, hatta benim hissettiğime hiç değinmiyorum). Alışveriş bir süre sonra öyle çok hoşuma gitmeye başlamıştı ki her gün markete gidiyordum ve eve geldiğimde “Allah Allah bu Goji Berry’i ne ara aldım ben?” gibi durumlarla karşılaşıyordum. Sanırım bu yüzden hiç para biriktiremedik :)

Hatta bir süre sonra evimize dolmuşla 5 dakika uzaklıkta olan Aşan’ı (Auchan) keşfedip, koca markette yüzümde aptal bir gülümsemeyle alışverişler yaptım. Hobi marketlerinden ihtiyacım olandan fazla yünler aldım. Etamin yapmaya başladım, en son bezden oyuncak araba yapacağım deyip zirvede ara verdim.

Eşimin arkadaşlarının eşleriyle güzel arkadaşlıklar kurmuştuk ama hepimizin içinde bulunduğu durum aynıydı. Hiç alışkın olmadığımız hava şartları bizi evden çıkmak istememe noktasına getirmişti. Bir süre sonra tam Miyuw’la kavga etmeye başlamıştım ki, Rusya da İngilizce kursuna gitme fikri aklıma geldi. Gerçi eve gelen bir İngilizce hocam vardı ama yine evde olduğu ve ben Türk olduğum için “Gün” kıvamında geçiyordu. En son hocaya ”Bugün öğle yemeğine gelin size Türk usulü dolma yapacağım” dedikten sonra bende bir aydınlanma oldu…

DEVAM EDECEK…

Share Button